Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Thursday, January 15, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Küresel Ekonomide Yüzler Gülmüyor: Gelişmekte Olan Ülkeler Kan Kaybediyor

**Yazı İşleri Masası - Küresel Gözlem**

Son analizler, gelişmekte olan dünyanın önemli bir kesiminin, Kovid-19 pandemisi öncesine kıyasla daha kırılgan bir ekonomik tablo sergilediğini ortaya koyuyor. Küresel büyümenin, yoksulluğu azaltma ve istihdam yaratma hedeflerini gerçekleştirmekten uzak kaldığı görülüyor. Dünya Bankası'nın dikkat çektiği üzere, bu ülkelerin dörtte birinde 2019-2025 yılları arasında ortalama gelirlerde daralma yaşanmış. Bu dönem, ardı arkası kesilmeyen ekonomik şoklarla dolu geçti. Özellikle Sahra Altı Afrika, Batı Afrika'dan Nijerya'ya kadar pek çok ülkenin toparlanma yolunda uzun ve meşakkatli bir süreçten geçtiği bir tablo çiziyor.

Genel küresel ekonomik performans, bir yavaşlama eğiliminde. Gelişmekte Olan Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomilerdeki büyümenin 2025'te beklenen %4,2'den 2026'da %4'e gerilemesi öngörülüyor. Bu sönük büyüme hızı, nüfusu aşırı yoksulluktan kurtarmak ve yeterli istihdam alanı açmak için gerekenin çok uzağında. Küresel ekonominin 2025'te mütevazı bir %2,7 büyümesi beklenirken, bu oranın 2026'da hafifçe %2,6'ya düşüp, 2027'de potansiyel olarak %2,7'ye dönmesi bekleniyor. Bu gidişat, en hassas ekonomiler için pek teselli edici değil.

Bu ekonomik fırtınanın ortasında, Çin'in 2025 yılı için 1 trilyon 189 milyar dolarlık rekor ticaret fazlası bildirmesi dikkat çekici bir tezat oluşturuyor. Yılın son çeyreğinde ihracatın beklentilerin üzerinde %6,6 artması ve ithalatın %5,7 yükselmesiyle desteklenen bu güçlü performans, Çin'in küresel ticaretteki ağırlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu ihracat odaklı strateji, Pekin'in emlak piyasasındaki durgunluk ve iç talepteki zayıflığın etkilerini dengeleme çabasının bir parçası olarak görülüyor.

Ancak bu ekonomik ayrışma, jeopolitik gerilimleri de beraberinde getiriyor. Kendi büyüme beklentileri %2,1 (2025) ve %2,2 (2026) olan ABD ve %0,9 (2025) ve %1,2 (2026) büyümesi beklenen Euro Bölgesi, Çin'in üretim gücüne giderek artan bir endişeyle bakıyor. Hipotetik bir Trump yönetiminin, Çin'in ihracat hakimiyetini sınırlamak amacıyla gümrük vergileri gibi politikalara yönelebileceği konuşuluyor. Buna karşılık, Çinli firmalar ihracat rotalarını genişleterek Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika pazarlarına yöneliyor. Bu stratejik hamle, Batılı ekonomilerden gelebilecek olası ticaret kısıtlamalarının etkisini azaltma ve ürünleri için alternatif kanallar bulma çabası olarak öne çıkıyor.

Çin gümrük yetkililerinden gelen "Çin'in dış ticaretinin temelleri sağlam kalmaya devam ediyor" şeklindeki açıklamalar ne kadar güçlü olsa da, artan ticaret fazlası ve Çinli şirketlerin çeşitlendirme stratejisi, küresel ticaret dengesi ve olası aşırı kapasitenin uluslararası piyasaları bozma potansiyeli hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Pandemi sonrası toparlanmaya çalışan ekonomiler için küresel ticaretin dalgalı seyri ve iç kırılganlıklar, önümüzdeki yıllar için karmaşık ve zorlu bir tablo çiziyor. Bu eğilimlerin küresel yoksulluk seviyeleri ve gelişmekte olan ülkelerdeki istihdam yaratma üzerindeki etkisi, uluslararası kurumlar ve politika yapıcılar için en önemli endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

← Back to Headlines