Kıbrıs Üniversitesi'nde öğrencilerin mali sıkıntıları giderek daha görünür hale geliyor. Artan yaşam maliyetleri ve barınma sorunları karşısında öğrenciler, devletten daha fazla maddi destek talep ediyor. Bu durum, yükseköğrenimin finansmanı konusunda kamuoyunda hararetli bir tartışma başlatmış durumda. Öğrenciler, "katlanılmaz" olarak nitelendirdikleri yaşam giderleri ve ailelerinin yaşadığı zorluklar nedeniyle hükümete sesleniyor. Kira indirimleri ve öğrenci burslarının artırılması gibi somut talepler dile getirilirken, özellikle geçmişte öğrenci refahı için ayrılan fonların yeniden tahsis edilmesi isteniyor.
Mevcut durumun kökleri, geçmişteki mali kararlara dayanıyor. 2013'teki ekonomik kriz sırasında, devletin iflasın eşiğine gelmesine neden olan "pervasız harcamalar" gerekçe gösterilerek öğrenci destek bütçesinde ciddi kesintilere gidilmişti. Yaklaşık 28 milyon Euro'luk bu kesintinin yankıları, bugünkü öğrencilerin mali durumunu derinden etkiliyor. Öğrenciler, özellikle gerçekten yardıma muhtaç olanlar için bu meblağın en az yarısının geri ödenmesi gerektiğini savunuyor.
Özellikle şehir merkezlerindeki yaşam maliyetinin yükselmesi, öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırıyor. Ortalama bir stüdyo dairenin aylık kirasının 500 Euro'ya yaklaşması, sınırlı yurt imkanları göz önüne alındığında büyük bir yük oluşturuyor. Kıbrıs Üniversitesi'nin 7.000'e yakın öğrencisi için sadece 207 yurt odası sunması, öğrencileri özel kiralamalara mecbur bırakıyor. Bir öğrencinin akademik materyaller hariç aylık 1.200 Euro'luk masrafı, "üniversitede okumak mı, yaşamak mı?" ikilemini ortaya koyuyor.
Durumu daha da karmaşıklaştıran bir diğer unsur ise Sosyal Destek Kurumu'nun (Φορέας Κοινωνικής Στήριξης) rolü. Başlangıçta ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik hedefli yardım sağlamak amacıyla kurulan kurumun mali faaliyetlerinde dramatik bir artış yaşanmış. 2022'ye kadar yıllık yaklaşık 500.000 Euro civarında seyreden gelir ve giderler, 2023 ve 2024'te yaklaşık 2,5 milyon Euro'ya ulaşmış. Bu büyük sıçrama, Denetleme Kurumu (Ελεγκτική Υπηρεσία) gibi mercilerin dikkatini çekmiş durumda. Kurumun, kamu politikalarındaki eksiklikleri gidermek ve daha geniş çaplı devlet girişimleriyle ele alınması gereken sosyal ihtiyaçları yönetmek için giderek daha fazla kullanıldığına dair endişeler artıyor.
Bazı siyasi aktörlerin ve sendika liderlerinin öğrenci beklentilerini şekillendirmedeki rolü de tartışılıyor. Bu perspektife göre, bazı çevreler devletin temel görevinin bireysel yükleri hafifletmek olduğu fikrini yayarak bir hak edilmişlik hissi yaratmış olabilir. Bu durumun, kamu maliyesinin gerçekleriyle talepler arasında bir kopukluğa yol açabileceği düşünülüyor. Dolayısıyla, mevcut tartışma sadece mali şikayetlerin ötesine geçerek, devlet, vatandaşlar ve ekonomik zorlukların hüküm sürdüğü bir çağda eğitim fırsatlarının sunumu arasındaki temel ilişkiyi sorguluyor. Bu çok yönlü sorunların çözümü, şüphesiz acil öğrenci ihtiyaçlarını karşılama ile devlet destek mekanizmalarının uzun vadeli mali sürdürülebilirliğini sağlama arasında hassas bir denge kurmayı gerektirecektir.