**TAHRAN** – İran, haftalardır süren ve giderek şiddetlenen protestolarla çalkalanıyor. Ekonomik çöküşün tetiklediği halkın hoşnutsuzluğu, artık doğrudan ruhban yönetimine karşı bir başkaldırıya dönüşmüş durumda. Aralık 2025'in sonlarında patlak veren olaylar, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle tehlikeli bir boyut kazandı ve uluslararası güçlerin de dikkatini çekti.
Protestoların fitilini ateşleyen, ülkenin içinde bulunduğu vahim ekonomik durumdu; ani para birimi değer kaybı ve yaygın geçim sıkıntısı halkı canından bezdirmişti. Ancak gösteriler, ekonomik şikayetlerin çok ötesine geçerek hızla siyasi bir boyut kazandı. Artık sloganlar doğrudan Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'i hedef alıyor ve merhum Şah'ın oğluna destek mesajları veriliyor. Bu durum, halkın siyasi sisteme olan derin hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Güvenlik güçlerinin acımasız müdahalesi ise insan hakları örgütlerinin raporlarıyla belgeleniyor; canlı mermi, saçma, tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullanıldığına dair kanıtlar mevcut. Yetkililer, iletişimi kesmek ve şiddetin boyutunu gizlemek amacıyla ülke çapında neredeyse tam bir internet karartması uygulamış durumda.
Bu baskının insani bedeli giderek daha belirgin hale geliyor. İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), ülke genelinde en az 495 protestocu ve 48 güvenlik personelinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Bu sayılar, Tahran yakınlarındaki bir morgda yaklaşık 180 ceset torbasının görüntülendiği rahatsız edici hesaplarla destekleniyor. İnsan hakları aktivistleri ayrıca, yetkililerin gerçek ölüm sayısını gizlemek için gizlice defin işlemleri gerçekleştirdiğini iddia ediyor. HRANA, bu iki haftalık olaylar boyunca şok edici bir şekilde 10.600 kişinin gözaltına alındığını belirtiyor, bu da muhalif seslerin sistematik bir şekilde bastırıldığının resmini çiziyor.
Amerika Birleşik Devletleri, artan şiddete karşılık seçeneklerini değerlendiriyor. Dışişleri ve Savunma Bakanları gibi üst düzey yetkililerin olası müdahaleler üzerine görüştüğü ve Başkan Donald Trump'ın da bilgilendirileceği bildiriliyor. Bu görüşmelerin detayları gizli tutulsa da, hükümet karşıtı çevrimiçi içeriği desteklemek, İran altyapısını hedef alan gizli siber operasyonlar başlatmak, ek yaptırımlar uygulamak ve en uç senaryoda askeri eylemi düşünmek gibi seçenekler masada.
Dış müdahale ihtimali, İran'dan sert bir uyarıyı da beraberinde getirdi. İran Meclis Başkanı, ABD'nin herhangi bir saldırısının bölgedeki İsrail ve Amerikan askeri ile denizcilik merkezlerini misilleme için meşru hedef haline getireceğini belirtti. Bu karşılıklı açıklamalar, İran'daki iç krizin etrafındaki uluslararası gerilimin arttığını ve iç ayaklanmanın potansiyel bir jeopolitik kıvılcım noktasına dönüştüğünü gösteriyor. Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı gibi bazı ülkeler vatandaşlarına İran'a seyahat etmemeleri uyarısında bulunurken, Mehran Kamrava ve Roxane Farmanfarmaian gibi uzmanlar gelişmeleri yakından takip ediyor. Trita Parsi ise, İran liderliğinin "isyancılar" olarak nitelendirilenlerin ölüm cezasına çarptırılacağını duyurduğunu hatırlatarak durumun kırılganlığına dikkat çekiyor. Sokakların "savaş alanlarına" ve "kana" bulandığını anlatan tanıklıklar, bu krizin insani bedelini acı bir şekilde hatırlatıyor.