Kıbrıs, iddialı enerji stratejisinin kritik bir dönüm noktasında bulunuyor. Ada, hem Vasilikos'taki amiral gemisi niteliğindeki Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) ithalat projesiyle yoğun bir inceleme altında hem de doğalgaz ihracatı hedefleri karmaşık jeopolitik ve ekonomik engellerle boğuşuyor. Özellikle 2025 yılı, Avrupa Halkla İlişkiler Savcılığı'nın (EPPO) hem LNG terminali hem de önerilen Yunanistan-Kıbrıs-İsrail (GSI) elektrik enterkonnektörünü çevreleyen yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına yönelik soruşturmalarıyla oldukça çalkantılı geçeceğe benziyor. Bu durum, gelişen doğalgaz sahası projelerinin piyasa dinamikleriyle mücadelesine de ayrı bir boyut katıyor.
Vasilikos'taki LNG ithalat tesisi, Kıbrıs'ın enerji güvenliğinin temel taşı ve bölgesel gaz için bir geçit olarak planlanmıştı. Ancak şimdi, iddia edilen dolandırıcılık ve yolsuzluk soruşturmasının içine sürüklenmiş durumda. Bu soruşturma, projenin geleceği hakkında soru işaretleri yaratırken, Kıbrıs Maliye Bakanı da diğer kilit paydaşların desteklediği GSI enterkonnektörünün fizibilitesini açıkça sorgulamış durumda. Eş zamanlı olarak, Kronos doğalgaz sahasının ticari işletmesi takviminde ilerliyor ve yıllık yaklaşık beş milyar metreküp üretim öngörülüyor. Önemli bir gelişme olarak, Mısır Petrol Bakanı, bu gazın Avrupa'ya ihracatını kolaylaştırmak için bir teklifte bulunmuş ve Eni'nin Damietta tesisinde sıvılaştırılmasını önermiş. Bu hamle, Kıbrıs kaynaklarının uluslararası piyasalara erişimini sağlamayı amaçlıyor.
Bu ilerlemelere rağmen, enerji yatırımlarından önemli kâr elde etme yolu zorlu görünüyor. Aphrodite projesi gibi diğer önemli doğalgaz geliştirme projeleri, İsrail ile devam eden ve "Ishai ihtilafı" olarak bilinen bir gaz birleştirme anlaşmazlığı gibi çözülememiş sorunlarla yavaş ilerliyor. Dahası, Aphrodite'nin ticari fizibilitesi, Mısır hükümetinin gaz tedarikçilerine ödediği fiyatı önemli ölçüde artırma isteğine bağlı ki bu durum hala önemli bir anlaşmazlık noktası. Avrupa'daki LNG fiyatlarındaki beklenen düşüşler de Kıbrıs gazının ihracatından elde edilecek kâr beklentilerini daha da azaltıyor. Küresel piyasalardaki arzın artması ve Çin'in gaz kaynak stratejilerindeki yeniden ayarlamalar bu düşüş baskısını tetikliyor. Sektör analistleri, Avrupa LNG fiyatlarının milyon British thermal unit (mmBTU) başına 6 ila 7 dolar civarında seyredeceğini ve Kronos gazı için Zohr tesislerinin kullanımı nedeniyle mmBTU başına 1,50 dolara kadar ek bir işlem ücreti alınabileceğini tahmin ediyor.
Kıbrıs için sonuçlar büyük önem taşıyor. Gaz ihracatı ada ülkesi için kritik bir adım olsa da, kısa ve orta vadeli finansal getirilerin mütevazı olması bekleniyor. Projeksiyonlar, Kıbrıs'ın 2030'dan sonra gaz ihracatından önemli kârlar görmeyebileceğini ve bu arada hükümet gelirlerine minimal katkı sağlanacağını gösteriyor. Rekabetçi Elektrik Piyasası'nın 1 Ekim'de ticari faaliyete başlaması da karmaşıklığı artırıyor. Rekabeti teşvik etmeyi amaçlasa da, yenilenebilir enerji sağlayıcılarının Kıbrıs Enerji Kurumu'ndan (EAC) biraz daha düşük fiyatlarla elektrik satarak süper kârlar elde etmeye devam edebileceği endişeleriyle etkinliği inceleniyor. Kıbrıs ve Yunan hükümetlerinin 2026 başında başlatacağı yeni bir çalışma, GSI projesinin fizibilitesini yeniden değerlendirmeyi amaçlarken, İsrail'in de 2026'da katılımını resmileştirmesi bekleniyor. Ancak, EPPO soruşturmalarının hem LNG ithalat projesinin hem de GSI enterkonnektörünün acil geleceği üzerindeki genel etkisi en önemli endişe kaynağı olmaya devam ediyor.