Küresel yapay zekâ (YZ) ekosisteminde köklü bir değişim rüzgarı esiyor. Nvidia'nın gelişmiş H200 YZ çiplerini belirli Çinli müşterilere ihraç etme izni alması ve yatırımcıların iştahındaki hissedilir değişim, bu yeni dönemin habercisi. Teknolojinin devleri arasındaki finansal performans farklılıkları da, artık soyut iyimserlikten ziyade, YZ entegrasyonundan elde edilen somut kazançların ön plana çıktığını gösteriyor. Önümüzdeki haftalar, 2026'ya kadar YZ pazarının rotasını belirleyecek kritik bir dönemeç olacak gibi görünüyor.
Son iki yıldır YZ piyasası, sınırsız bir coşku dalgasıyla ivme kazandı. Ancak bu iyimser bekleyiş dönemi yerini giderek daha pragmatik bir yaklaşıma bırakıyor. Teknoloji ve YZ piyasalarında odak noktası, "dayanıklılık ve güvenilir kazanç büyümesi"ne kaymış durumda. Büyük teknoloji firmalarının mali sonuçlarındaki ayrışma da bu geçişi doğruluyor. YZ altyapı yatırımlarını hızlı ve ölçülebilir getirilere dönüştürebilen şirketler, vaatleri henüz uzun vadeli geliştirme aşamasında kalanlardan ayrışmaya başlıyor.
Nvidia'nın yüksek performanslı H200 çiplerini onaylı Çinli kuruluşlara tedarik etme izni, küresel YZ yatırım ortamında önemli bir kırılma noktası. Bu gelişmiş işlemciler, büyük ölçekli YZ modellerinin eğitimi ve dağıtımı gibi zorlu görevler için tasarlanmış durumda. Bu çiplerin erişilebilirliği, Çin'deki YZ gelişim hızını ve maliyetleri düşürecek. Trump yönetiminin gözden geçirilmiş tutumundan kaynaklanan bu karar, sadece çip üreticilerini değil, aynı zamanda pek çok endüstriyel sektördeki rekabet dinamiklerini ve uzun vadeli değer yaratımını da etkiliyor. Bu gelişme, YZ yeteneklerinin yayılma hızı ve ölçeğini değiştirerek, yatırımcılar için çip üreticilerinin ötesinde anlamlar taşıyor.
Donanım kısıtlamalarına rağmen Çinli geliştiriciler, algoritmik optimizasyon, devasa veri kümeleri ve geniş dağıtım ölçekleriyle YZ kabiliyetlerini ilerletme konusunda önemli bir ustalık sergilediler. Ancak H200 gibi güçlü çiplerin erişilebilirliği, geliştirme sürelerini ve yineleme maliyetlerini daha da azaltarak, YZ platformu alanında daha doğrudan bir rekabeti tetikleyebilir.
Avrupa Birliği'nde ise robotik kullanımı, otomasyon ilerlemesinin karmaşık bir tablosunu çiziyor. 2018 verilerine göre, büyük işletmelerin (250'den fazla çalışanı olan) önemli bir çeyreği robot kullanıyor. Bu oran, orta ölçekli işletmelerde %12'ye, küçük işletmelerde ise sadece %5'e düşüyor. Ülke bazında kullanım oranları farklılık gösteriyor; İspanya %11 ile başı çekerken, Danimarka ve Finlandiya %10, İtalya ise %9 ile onu takip ediyor. Buna karşılık Kıbrıs, Estonya, Yunanistan, Litvanya, Macaristan ve Romanya gibi ülkelerde oranlar yaklaşık %3 civarında seyrediyor. Endüstriyel robotlar, genel olarak işletmelerin %5'inde, özellikle imalat sanayisinde %16'sında yaygın. Hizmet robotları ise daha az yaygın olsa da (%2), imalat ve perakende ticaretinde kullanılıyor. Hizmet robotları içinde depo yönetim sistemleri %44 ile en sık rastlanan uygulama olurken, insan veya mal taşıma (%22), temizlik/atık bertarafı ve montaj görevleri (%21) onu izliyor. Bu çeşitli robot entegrasyonu manzarası, AB işletmeleri arasındaki farklı operasyonel ihtiyaçları ve otomasyon olgunluğunu gözler önüne seriyor.