Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 11, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Küresel Ekonomide Dengeler Değişiyor: Enflasyon ve İstihdam Verileri Piyasaları Sallıyor

**Londra, Birleşik Krallık –** Küresel ekonomi, kritik enflasyon ve istihdam verilerinin piyasa duyarlılığını ve merkez bankalarının gelecek adımlarını belirleyeceği bu haftada, adeta bir dönüm noktasında bulunuyor. Yatırımcılar, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Avustralya'dan gelecek rakamları nefeslerini tutarak beklerken, piyasalarda ciddi bir dalgalanma ihtimali kapıda. Gündemdeki ana tema, azalan enflasyonist baskılar ile iş gücü piyasasının direnci arasındaki hassas dengeyi kurmak. Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell'ın da defalarca altını çizdiği gibi, bu ikilik, faiz oranlarındaki ayarlamaların zamanlaması ve hızını belirleyen kilit faktör olacak.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kasım ayına ait istihdam raporu büyük önem taşıyor. Powell’ın son açıklamaları, resmi bordro rakamlarının aylık 60 bin kadar abartılmış olabileceğini ima ederek, iş gücü piyasasının gücünün potansiyel olarak fazla gösterildiğine işaret ediyor. Bu arka planla, ekonomistlerin ortalama beklentisi, ABD ekonomisinin Kasım ayında yaklaşık 40 bin kişiye istihdam sağladığı yönünde. Ancak tahminler, 20 bin kişilik bir daralma ile 110 bin kişilik bir artış arasında geniş bir yelpazede değişiyor. Bu veri akışı, ADP İstihdam Değişimi, JOLTS Açık İş Pozisyonları ve ISM Hizmet PMI verileriyle birlikte, Fed'in faiz indirimi döngüsünü başlatmasının ön koşulu olarak gördüğü iş gücü piyasasındaki herhangi bir yumuşama işaretine karşı titizlikle incelenecek. Federal Rezerv'in geçen hafta yayınladığı kendi projeksiyonları, gelecek yıl için sürdürülebilir GSYİH büyümesi ve işsizlikte marjinal bir düşüş beklentisini ortaya koyuyor; bu tahmin, piyasa katılımcılarının daha agresif bir gevşeme beklentisiyle çelişiyor.

Atlantik'in öbür yakasında, Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin (Destatis) ön verileri, yıllık enflasyonda beklenen bir yavaşlamayı ortaya koydu. Aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 1,8'e gerileyerek, Kasım ayındaki yüzde 2,3'lük orandan kayda değer bir düşüş gösterdi. Bu düşüş trendinin, daha geniş Avrupa Birliği'nde de yankı bulması bekleniyor; Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyat Endeksi'nin (HICP) Aralık ayı için yıllık yüzde 2'lik bir artış kaydetmesi öngörülüyor. Bu tür dezenflasyonist ilerlemeler, Avrupa Merkez Bankası için daha elverişli bir zemin sunuyor, ancak kurumdan gelecek spesifik politika açıklamaları yakından takip edilecek.

Daha uzaklarda, Avustralya İstatistik Bürosu, Kasım ayında TÜFE'nin yıllık bazda yüzde 3,4 arttığını bildirdi. Bu, Ekim ayındaki yüzde 3,8'lik artıştan bir soğumayı temsil etse de, piyasa beklentilerinin (yüzde 3,7 artış öngörülüyordu) altında kaldı. Avustralya'daki bu karmaşık tablo, gelişen ekonomik koşullar altında kesin enflasyon hedeflerine ulaşmanın küresel zorluğunu vurguluyor. Bu arada, Japonya'nın Ücret Nakit Kazanç verileri, erken saatlerde açıklanacak olup, ücret baskıları ve enflasyon üzerindeki potansiyel etkileri hakkında ek bilgiler sunacak.

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) zaten yön değiştirme niyetini sinyalini vermiş, geçen hafta 25 baz puanlık bir faiz indirimi açıklayarak hedef aralığını yüzde 3,50-3,75'e çekmişti. Bu, gevşeme döngüsünün başlamasından bu yana toplam 175 baz puana ulaşan üçüncü ardışık kesinti oldu. Ancak, Fed'in Ekonomik Projeksiyon Özeti'nin (SEP) tek bir faiz indirimi öngörmesi ile piyasa beklentilerinin gelecek yıl için yaklaşık 57 baz puanlık bir gevşeme fiyatlaması arasında belirgin bir ayrışma bulunuyor. Bu fark, potansiyel piyasa oynaklığının önemli bir kaynağıdır.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) da mercek altında. Kasım ayındaki son toplantısında, dar bir 5-4 oyla banka oranını yüzde 4,00'te sabit tutan BoE'nin yaklaşan kararında, piyasa olasılıkları artık yüzde 3,75'e 25 baz puanlık bir indirime ağır basıyor. BoE'nin eylemleri, giderek artan bir şekilde azalan enflasyonist baskılara ve yumuşayan istihdam ortamına bir yanıt olarak yorumlanıyor.

Bu veri akışlarının sonuçları geniş kapsamlı olacak. Beklenenden zayıf bir ABD istihdam raporu, daha erken ve daha önemli Fed faiz indirimlerine yönelik bahisleri güçlendirebilir ve potansiyel olarak dolar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir. Tersine, daha güçlü istihdam rakamları, piyasa beklentilerini Fed'in kendi projeksiyonlarıyla daha yakından hizalayarak dolara bir destek sağlayabilir. Ekim 2024'ten bu yana ABD doları karşısında en güçlü seviyesine ulaşan Avustralya doları ve Eylül ortasındaki zirvesinin ardından konsolide olan İngiliz sterlini de döviz piyasası tepkileri için yakından izlenecek. Bu arada Euro, düşüş baskılarıyla mücadele etmeye devam ediyor. Merkez bankaları bu karmaşık ekonomik zeminde yol alırken, önümüzdeki günler küresel ekonomik sağlığın ve para politikasının gelecekteki yönünün kritik bir barometresi olacağa benziyor.

← Back to Headlines