İSTANBUL – Vatikan'ın tarihindeki ilk Amerikalı papa olan Leo XIV, göreve geldikten sonraki ilk yurtdışı gezisinin üçüncü gününde, İstanbul'un ikonik yapılarından Sultanahmet Camii'ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Dünyaca ünlü Mavi Cami'de yaklaşık yirmi dakika süren bu dikkatle planlanmış ziyaret, Hristiyanlık ve İslam arasında köprü kurma çabalarının son halkası olarak kayıtlara geçti. Ancak papa, kendisinden önceki iki meslektaşının aksine, bu kutsal mekânda dua etmeyerek önemli bir sembolik tercihte bulundu.
Dört günlük Türkiye ve Lübnan programının bir parçası olan bu ziyaret, aslında selefi tarafından planlanmış bir 'miras diplomasisi' hamlesiydi. 17. yüzyıldan kalma bu mimari harikanın mermer avlusuna adım atan papa, eşiğe gelmeden önce hafifçe başını eğdi. Cami protokolüne uyarak kırmızı deri ayakkabılarını çıkaran ve sadece beyaz çoraplarıyla 10.000 kişilik devasa ibadethaneyi gezen papa, 1.3 milyar Katoliğin lideri sıfatıyla İslam dünyasına saygı mesajı verdi.
Gözlemciler için asıl kritik detay ise papa'nın dua etmeme kararı oldu. Papa II. Jean Paul ve Papa XVI. Benedict, kendi tarihi ziyaretlerinde bu kutsal mekânda sessizce dua etmişlerdi. Leo XIV'ün bu geleneğin dışına çıkması, uluslararası basının hemen dikkatini çekti. Vatikan'ın iletişim ofisi, ilk başta papa'nın dua ettiğini ve Türkiye'nin üst düzey dini yetkilisi tarafından resmen karşılandığını belirten yanlış bir basın açıklaması yayınladı. Bu gaf kısa sürede düzeltilse de, 'prosedür hatası' olarak açıklanan durum, ziyaretin ne denli hassas bir çizgide ilerlediğini gösterdi.
Cami içindeki atmosfer ise samimi ve düşündürücü olarak tanımlandı. Papa, el yapımı mavi çinileriyle ünlü mekânı yerel imam ve müftü eşliğinde gezerken, ezan okumakla görevli baş müezzin Aşkın Musa Tunca ile de keyifli bir sohbet etti. Tunca, ziyaret sonrasında gazetecilere yaptığı değerlendirmede, "Camiyi görmek, atmosferini hissetmek istedi ve oldukça memnun kaldı" diyerek papa'nın içten bir merak ve takdir içinde olduğunu belirtti.
Vatikan'ın resmi açıklamaları, ziyareti 'karşılıklı saygı' çerçevesinde yorumladı. Papa'nın, 'ibadet edenlerin inancına ve mekâna derin saygı içinde, bir tefekkür ve dinleme ruhuyla' hareket ettiğini vurgulayan bu açıklama, aslında teolojik bir ayrımın da altını çiziyordu: Bu tür ziyaretler dini bir birleşme değil, kardeşçe bir saygı ifadesidir. Papa'nın bilinçli olarak duadan kaçınması da bu ince çizgiyi koruma kaygısı olarak yorumlanıyor.
Bu diplomatik hamlenin etkileri sembollerin ötesine geçiyor. Papa Leo XIV, bu ziyaretle modern papaların Müslüman dünyaya yönelik açılım geleneğini sürdürürken, müezzinle kurduğu sıcak diyalog gibi detaylarla daha pastoral bir diplomasi tarzı ortaya koydu. Avrupa ile Asya'nın kesiştiği noktada kritik bir aktör olan Türkiye'yi seçmesi ise, Doğu ve Batı medeniyetleri arasındaki diyalogda bu ülkeyi merkeze yerleştiren bir hamle olarak görülüyor. Basın açıklamasındaki karışıklığa rağmen, papa'nın ölçülü ve saygılı tavırları, henüz yeni başlayan papalığı için barış içinde bir arada yaşama vurgusu yapan net bir mesaj oldu.