Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 11, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Türkiye, Kıbrıs Çevresindeki Tartışmalı Sular İçin ABD'li Enerji Devini Sahaya İndirdi

Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynakları arayışında yeni ve iddialı bir döneme giren Türkiye, Amerikan enerji devi ExxonMobil ile önemli bir iş birliğine imza attı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile ExxonMobil'in iştiraki ESSO Exploration International Ltd. arasında imzalanan ortak keşif ve üretim anlaşması, bölgede şimdiden ciddi bir rahatsızlığa yol açtı. Zira anlaşma kapsamında belirlenen operasyonel bölgeler, hem Lefkoşa'nın hak iddia ettiği hem de Ankara'nın "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" adına sahip çıktığı alanları kapsıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın "operasyonel etkinliği artırma ve yeni enerji potansiyellerini ortaya çıkarma" stratejisi olarak nitelediği bu gelişme, Türkiye'nin kendi münhasır ekonomik bölgesi ve Karadeniz'deki mevcut arama faaliyetlerinin ötesine geçtiğini gösteriyor. Türk basınında yer alan ve Ankara'nın deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarını haritalarla ortaya koyan analizler, iş birliğinin sınırlarının ne denli geniş tutulduğuna işaret ediyor.

Büyük bir Batılı enerji şirketiyle yapılan bu stratejik ittifak, bölgedeki jeopolitik tansiyonun yükseldiği bir döneme denk geliyor. Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs, kendi sularındaki hidrokarbon rezervleri üzerindeki egemenlik haklarını ısrarla savunurken, AB ve Yunanistan da Türkiye'nin tek taraflı deniz yetki alanı iddialarını, özellikle de geçersiz kabul ettikleri "Türkiye-Libya deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması" kaynaklı tezleri sert bir dille reddediyor. ExxonMobil gibi küresel ölçekte tanınan bir Amerikan şirketinin bu tartışmalı sulara adım atması, diplomatik sürtüşmeyi artıracak ve gelecekteki enerji projelerini daha da karmaşık hale getirecek gibi görünüyor.

Bu ortaklığın etkileri derin. İsrailli stratejist Shay Gal'in de dile getirdiği gibi, "Ankara 'Akdeniz' dediğinde, coğrafyayı değil, niyeti anlatır." Bu yorum, Türkiye'nin hamlelerinin sadece kaynak keşfinden ibaret olmadığını, aynı zamanda bölgesel nüfuzunu ve deniz doktrinini de güçlü bir şekilde ortaya koyduğunu ima ediyor. ExxonMobil'in iştiraki aracılığıyla bu siyasi açıdan hassas sulara girmesi, ticari çıkarların çözülmemiş toprak anlaşmazlıklarıyla kesiştiği karmaşık bir jeopolitik manzarada yol alacağı anlamına geliyor. Türkiye'nin Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni (UNCLOS) imzalamamış olması da bu deniz yetki alanı iddiaları etrafındaki hukuki çerçeveyi daha da bulanıklaştırarak, uluslararası toplumu bu büyüyen enerji ittifakının sonuçlarıyla baş başa bırakıyor. Önümüzdeki aylar, Ankara ile küresel bir enerji devi arasındaki bu iş birliğinin Doğu Akdeniz'in enerji geleceği ve siyasi coğrafyasının dinamiklerini ne ölçüde değiştireceğini gösterecek.

← Back to Headlines