Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 11, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

İran'da Kaynayan Kazan: Lider ‘Vandal’ Dedi, Sokaklar Yanıyor

**Tahran, İran** – İran'ın Ruhani Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülke genelinde haftalardır süren protestoları sert bir dille kınadı. Protestocuları, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dış güçlerin maşalığını yapan ‘vandal’ ve ‘hain’ olarak niteleyen Hamaney’in bu çıkışı, başlangıçta akaryakıt fiyatlarındaki ani artışla alevlenen gösterilerin ikinci haftasına girerken, rejime yönelik daha geniş bir meydan okumaya dönüşmesiyle geldi. Yetkililer ise yaygın internet kesintileri ve mobil iletişim kısıtlamalarıyla ülkenin büyük bölümünü dış dünyadan izole ederek sert bir baskı uyguluyor.

İran'ın 31 eyaletindeki 100'den fazla şehir ve kasabaya yayıldığı bildirilen olaylar, yıllardır görülen en büyük kitlesel muhalefet gösterisi olarak kayıtlara geçti. 2009 Yeşil Hareket ile boy ölçüşebilecek ölçekteki bu eylemler, ilk başlarda ekonomik zorluklar, fahiş enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybetmesi gibi şikayetlere odaklanmışken, zamanla protestoların tonu belirgin şekilde değişti. ‘İslam Cumhuriyeti devrilsin’ sloganları ve hatta monarşinin yeniden iadesi yönündeki çağrılar, mevcut siyasi sisteme duyulan derin hayal kırıklığını gözler önüne serdi.

Televizyonda canlı yayınlanan bir konuşmada Ayetullah Hamaney, hükümetin meşruiyetinin büyük fedakarlıklarla inşa edildiğini ve temellerini sorgulayanlara boyun eğilmeyeceğini savundu. ABD'yi doğrudan olayları kışkırtmakla suçlayan Hamaney, protestocuların eylemlerinin Amerikan başkanını memnun etmeye yönelik olduğunu ima etti. Bu suçlama, İran'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği ve gösterilere eşlik eden şiddetten ABD'yi sorumlu tutan resmi bir mektupla da yankılandı.

Uluslararası toplum ise artan bir endişeyle gelişmeleri izliyor. ABD Başkanı Donald Trump, İranlı yetkililerin göstericilere karşı ölümcül güç kullanması durumunda veiled tehditlerde bulundu. Bu sırada, Halkın Mücahitleri Örgütü (MKO) gibi dış muhalefet grupları, vatandaşları sokaklara dökülmeye çağırarak gösterileri aktif olarak teşvik etti. Sürgündeki eski Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi de protesto çağrılarını yükseltti.

Devlet televizyonu, kamu mallarının ateşe verildiği görüntüleri yayınlayarak, protestocuları öfkeli vatandaşlar yerine yıkıcı unsurlar olarak göstermeye çalıştı. Ancak, İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ve İran İnsan Hakları (IHR) gibi çok sayıda insan hakları örgütü, titizlikle acı bir tabloyu belgeliyor. Raporlar, en az 48 protestocunun hayatını kaybettiğini, bazı kayıtlarda ise beş çocuğun ölümünün yer aldığını gösteriyor. Güvenlik görevlileri arasında da ölümlerin yaşandığı, ancak rakamların farklı kaynaklarda değişkenlik gösterdiği belirtiliyor. Gözaltı sayısı ise önemli boyutlarda; HRANA, 2.200'den fazla kişinin tutuklandığını bildiriyor.

İranlı yetkililerin müdahalesi, ağır bir güvenlik aygıtıyla karakterize edildi. Sahadan gelen raporlar, güvenlik güçlerinin tüfek, metal saçma atan av tüfekleri, tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandığını detaylandırıyor. İletişim kesintilerinin kasıtlı olarak uygulanması, örgütlenmeyi engelleme ve baskın hakkında bilgi yayılmasını sınırlama amacını taşıyor. Bu durum, dış medya kuruluşlarının nüfuz etmekte zorlandığı bir bilgi boşluğu yaratıyor.

Artan durum, yabancı uyruklular için uyarıları da beraberinde getirdi. Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı örneğin, mevcut istikrarsızlık ve potansiyel güvenlik riskleri nedeniyle vatandaşlarını İran'a seyahatten kaçınmaları konusunda uyardı. Bu iç karmaşanın daha geniş çaplı sonuçları önemli olup, uluslararası gerilimleri artırıyor ve nükleer programıyla ilgili mevcut küresel yaptırımlar altında İran üzerindeki baskıyı daha da derinleştiriyor. Önümüzdeki günler, İran'ın yakın tarihindeki bu giderek daha istikrarsız hale gelen dönemin gidişatını belirlemede kritik olacak gibi görünüyor.

← Back to Headlines