**Brüksel, Belçika** – Küresel ticaretin gidişatını değiştirecek nitelikte bir adım olarak görülen Avrupa Birliği (AB) ile Güney Amerika'nın ekonomik bloğu Mercosur arasındaki serbest ticaret anlaşması, üye ülkelerin resmi onayıyla nihai imzaya hazır hale geldi. Çeyrek asrı aşan çetin müzakerelerin ardından Cuma günü varılan bu karar, AB'nin bugüne kadarki en kapsamlı ticaret paktı olma potansiyeli taşıyan bu anlaşmayı yürürlüğe koymasının önünü açtı. Bu gelişme, özellikle Kıbrıs'ta büyük bir heyecanla karşılanırken, Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides anlaşmayı, AB'nin "açık ve güçlü bir ticaret politikası" izleme gayretinde "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi.
Anlaşma kapsamında, Mercosur ülkeleri 15 yıl içinde AB ihracatının %91'ine uygulanan gümrük vergilerini kademeli olarak kaldıracak; AB ise 10 yıl içinde Güney Amerika'dan yapılan ithalatın %92'sine uygulanan vergileri azaltacak. Bu durum, Avrupa Birliği için stratejik bir yeniden yapılanma anlamına geliyor. Anlaşmanın taraftarları, bu paktın iki kıtadaki işletmeler için eşi benzeri görülmemiş ticari fırsatlar yaratacağını ve uluslararası ticaret için güvenilir ve adil bir çerçeve oluşturacağını savunuyor. Ayrıca, özellikle son küresel ekonomik dalgalanmalar ve korumacılık eğilimlerinin yükselişi göz önüne alındığında, ticaret ilişkilerini çeşitlendirme ve tekil pazarlara olan bağımlılığı azaltma yönünde atılmış kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmaya 21 üye ülke destek verirken, masaya gelene kadar pürüzsüz bir yolculuk yaşanmadığı da aşikar. Avusturya, Fransa, Macaristan, İrlanda ve Polonya çeşitli çekincelerle karşı çıktılar; Belçika ise çekimser kaldı. Ancak, en az 15 ülke ve AB nüfusunun %65'ini temsil eden nitelikli çoğunluk sağlanarak anlaşmanın yolu açıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in önümüzdeki hafta Paraguay'a giderek imzayı resmileştirmesi beklenirken, bu karmaşık müzakerelerin yürütülmesinde Komisyon'un rolü büyük oldu.
Bu iddialı ticaret paktının ardındaki gerekçeler, salt ekonomik çıkarların ötesine geçiyor. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın da belirttiği gibi, "korumacılığın ve tek taraflılığın arttığı" bir dönemde, AB-Mercosur anlaşması, tüm tarafların faydasına olacak şekilde ekonomik genişlemenin bir katalizörü olarak uluslararası ticareti savunan güçlü bir sinyal olarak görülüyor. Dahası, anlaşma, geçmişteki ABD ithalat vergilerinin etkisini dengelemek ve Çin'e olan bağımlılığı azaltarak hayati ham maddelere erişimi güvence altına almak için stratejik bir konumda yer alıyor.
Kıbrıs için sonuçları çok yönlü. Ada ülkesi, özellikle şarapları ve hellim peyniri gibi ürünlerinin ihracatını artırmak ve ticaret hacmindeki beklenen artıştan nakliye ve lojistik sektörlerinin faydalanmasını umuyor. Ancak endişeler de yok değil. Kıbrıs Ticaret Bakanı Michael Damianos, özellikle sığır eti, kümes hayvanları ve şeker ithalatı konusunda yerel çiftçiler için artan rekabetin küçük ölçekli üreticiler için zorluklar yaratabileceğini kabul etti. Anlaşmaya, ithalat hacminin belirlenen sınırları aşması durumunda müdahale edilmesini sağlayacak güvence mekanizmaları dahil edildi ve AB çiftçileri için önemli miktarda mali destek ayrıldı.
Yine de bu ticaret anlaşmasının yolculuğu henüz tamamlanmış değil. Anlaşmanın Avrupa Parlamentosu'ndan ve potansiyel olarak ulusal yasama organlarından da onay alması gerekiyor. Bu da, tam olarak yürürlüğe girmeden önce daha fazla siyasi müzakere ve tartışmanın kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Anlaşmanın, AB için ek olarak 99.000 ton sığır eti ve Mercosur için 30.000 ton peynir için gümrüksüz kota gibi özel hükümler içermesi, böylesine önemli bir uluslararası ticari ortaklık kurmanın içerdiği karmaşık dengeyi gözler önüne seriyor.