**Washington D.C.** – Venezuela'nın petrol gelirlerini keserek rejimi köşeye sıkıştırmayı amaçlayan ABD, operasyonlarını bir adım daha ileri taşıdı. Atlantik ve Karayipler'de eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, biri Rus bayrağı taşıyan iki petrol tankerine el konuldu. Caracas yönetimine yönelik yaptırımları sıkılaştıran bu hamle, uluslararası denizcilik hukuku ve küresel jeopolitik tansiyonlar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
Rus bayraklı Marinera isimli tankere yönelik operasyon, yaklaşık iki hafta süren bir takibin ardından tamamlandı. ABD hava kuvvetlerine bağlı askerler, helikopterlerle Atlantik Okyanusu'nda, İzlanda ve İskoçya arasındaki sularda demirli bulunan tankere iniş yaparak kontrolü ele geçirdi. Bu operasyonda Birleşik Krallık Kraliyet Donanması'nın lojistik destek sağladığı belirtiliyor. Eş zamanlı olarak, şafak vakti Karayipler'de M/T Sophia adlı bir başka tanker de ABD Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durduruldu. Bu tanker de Venezuela petrolü taşıdığı şüphesiyle takibe alınmıştı.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Marinera'nın "Venezuela gölge filosu" kapsamında değerlendirildiği ve hukuki bir kararla el konulduğu ifade edildi. Bu eylemlerin, Donald Trump yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetine yönelik "maksimum baskı" stratejisinin bir parçası olduğu vurgulandı. Savunma Bakanı Pete Hegseth, "Yaptırımlı ve yasa dışı Venezuela petrolünün ablukası dünya genelinde TAM OLARAK DEVAM EDİYOR" diyerek yönetimin kararlılığını net bir şekilde ortaya koydu.
Rus bayrağı taşıyan bir gemiye el konulmasının diplomatik yansımaları ise oldukça derin. Moskova yönetimi, bu durumu sert bir dille kınayarak gemideki vatandaşlarının derhal serbest bırakılmasını ve insanca muamele görmesini talep etti. Rusya Ulaştırma ve Dışişleri bakanlıkları, ABD'den açıklama beklediklerini ve olayın diplomatik sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Mevcut durumda zaten gergin olan ABD-Rusya ilişkilerinin daha da zedelenmesi riski belirginleşti.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt'in de belirttiği gibi, ABD'nin hedefi "tüm yaptırımları uygulamak". Bu, Venezuela hükümeti için petrol taşıdığı tespit edilen her türlü gemiye yönelik "tam bir blokaj" anlamına geliyor. M/T Sophia'nın ele geçirilmesi, diplomatik açıdan daha az tartışmalı olsa da, genel stratejiye katkısı açısından önemli bir adım teşkil ediyor. Bu hamleler, Maduro rejimini ana döviz kaynağında mahrum bırakarak politikalarını veya liderliğini değiştirmeye zorlamayı amaçlayan, riskli ve yüksek profilli bir kumar olarak değerlendiriliyor. Küresel deniz taşımacılığı, uluslararası denizcilik protokolleri ve büyük küresel aktörler arasındaki güç dengesi üzerindeki uzun vadeli etkileri ise şimdilik belirsizliğini koruyor.