**EL-OBEİD, Sudan –** Sudan'ın El-Obeid kentinde Pazartesi günü yerleşim bölgesine düzenlenen dehşet verici bir drone saldırısı, yaslı bir aileyi ve tüm toplumu yasa boğdu. En az 13 kişinin, aralarında sekiz küçük çocuğun da bulunduğu belirtilen saldırıda hayatını kaybetmesi, ülkedeki iç savaşın geldiği vahim noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Sudan Doktorlar Ağı adlı önde gelen bir tıp savunucusu grubun net bir dille belirttiği üzere, saldırının sorumluluğunu Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) üstlenmiş durumda. Bu son vahşet, yaklaşık üç yıla yaklaşan ve Birleşmiş Milletler tarafından "dünyanın en şiddetli insani felaketi" olarak nitelendirilen çatışmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu acı bir şekilde ortaya koyuyor.
Sudan Silahlı Kuvvetleri'nin (SAF) kontrolündeki bir bölgede bulunan hedef ev, drone saldırısıyla enkaza döndü. Olay yerinden gelen tanık ifadeleri, geride akıl almaz bir yıkım tablosu çiziyor. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun tek bir aileden olduğu ve bu insanların, kasıtlı bir şiddet eylemi olarak tanımlanan saldırıda can verdikleri belirtiliyor. Sudan Doktorlar Ağı'nın sert kınaması, saldırının "ayrım gözetmeksizin öldürme politikasının ve güvenli yerleşim alanlarının sistematik bombalanmasının tehlikeli bir tırmanışı" olduğunu vurguluyor. Bu açıklama, RSF'yi sivil alanlara yönelik şiddet kampanyalarını hesaplı bir şekilde genişletmekle doğrudan ilişkilendiriyor.
Başkent Hartum ile çatışmaların yoğunlaştığı Darfur bölgesi arasında stratejik öneme sahip El-Obeid, uzun süredir devam eden çatışmaların odak noktalarından biri haline gelmiş durumda. RSF, aylardır bu SAF kontrolündeki bölgede tutunmaya çalışıyor. Kentin jeopolitik konumu, RSF'nin toprak kazanımlarını pekiştirme ve hükümet güçleri üzerindeki baskıyı artırma çabaları göz önüne alındığında, burayı önemli bir hedef haline getiriyor. Bu nedenle, drone saldırısı sadece münferit bir olay olarak değil, paramiliter grubun daha geniş stratejik hedefleri doğrultusunda bir taktik manevra olarak da yorumlanabilir.
Bu saldırının etkisi, doğrudan hayatını kaybedenlerin ötesine uzanıyor. SAF ve RSF arasındaki çatışma, halihazırda 11 milyondan fazla insanı yerinden etmiş ve yüz binlerce kişinin ölümüne yol açmış devasa bir insani krizi tetiklemiş durumda. Her iki tarafın da kasıtlı bir savaş silahı olarak kullandığı yaygın cinsel şiddet vakaları, Sudan halkının karşı karşıya olduğu vahim tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Hem RSF hem de SAF, insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor ve bu durum, kontrolsüz vahşetin kasvetli bir portresini çiziyor. El-Obeid saldırısının ayrım gözetmez doğası, RSF'nin işi olduğu teyit edilirse, bu suçlamalara yeni ve ürkütücü bir boyut katıyor ve sivil hayata yönelik giderek artan bir umursamazlığa işaret ediyor.
Uluslararası toplum artan şiddetle boğuşurken, El-Obeid'deki drone saldırısı, sürdürülebilir ve etkili bir barış sürecine duyulan acil ihtiyacın çarpıcı bir hatırlatıcısı oluyor. Acımasız bir güç mücadelesinin ortasında kalan Sudan halkının çektiği bitmek bilmeyen acılar, daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini önlemek ve ülkeyi kasıp kavuran sistematik zulmü ele almak için derhal dikkat ve kararlı eylem gerektiriyor. Yerleşim bölgelerinin sistematik olarak hedef alınması, geleneksel savaşın herhangi bir izinden ciddi bir sapma anlamına geliyor ve çatışmayı daha da tehlikeli ve insani olmayan bir aşamaya taşıyor.