**Tahran, İran** – İran'da, özellikle son günlerde yaşanan ve ülkenin dört bir yanına yayılan hükümet karşıtı gösteriler, ruhban yönetimine karşı ciddi bir meydan okuma olarak öne çıkıyor. Aralık sonundan bu yana patlak veren ve başlangıçta ulusal para biriminin değerindeki sert düşüşle tetiklenen halkın artan hoşnutsuzluğu, derinleşen ekonomik sıkıntılara ve temel özgürlüklere duyulan özleme dönüşmüş durumda. Gösterilerin ulaştığı boyut ve yoğunluk, ülkenin otuz bir idari bölgesinden en az on yedisine yayılmış, elliden fazla şehir ve kasabada yankı bulan bir krizin derinleştiğini gösteriyor.
Son dalga, İran'da 2022'deki "Kadın, Yaşam, Özgürlük" hareketinden bu yana rejime yönelik en büyük meydan okuma olarak kayıtlara geçiyor. Bu hareket de Mahsa Amini'nin trajik ölümüyle alevlenmişti. Son protestoların görünürdeki tetikleyicisi İran riyalinin uluslararası para birimleri karşısındaki dramatik değer kaybı olsa da, gözlemciler bu ekonomik şokun, geçim kaynakları ve genel sosyal-ekonomik refahla ilgili mevcut şikayetleri daha da körüklediğini belirtiyor. Hükümetin ekonomik baskıları hafifletme çabaları ise şimdilik büyük ölçüde sonuçsuz kalmış, ekonomik çıkmazda debelenen halkın hayal kırıklığını artırmış durumda.
Gösterilerin merkezi haline gelen çeşitli şehirlerden gelen raporlar, göstericilerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmaların tırmandığını resmediyor. Tahran'daki tarihi Kapalıçarşı'dan Qom ve Meşhed gibi eyalet merkezlerine kadar birçok yerde esnafın kepenk indirdiği, yaşlısından gencine toplumun farklı kesimlerinin rejimi yüksek sesle kınadığı bildiriliyor. Buna karşılık güvenlik güçlerinin sert müdahalesi, göz yaşartıcı gaz, cop ve hatta gerçek mermi kullanımına dair iddialar, polisin helikopterlerle protesto alanları üzerinde uçmasıyla durumun ciddiyeti daha da belirginleşiyor.
Güvenlik güçlerinin İlam'daki İmam Humeyni Hastanesi'ne yaptığı baskın iddiaları, rejimin muhalefeti bastırmak için ne denli ileri gidebileceğinin acı bir göstergesi. Hastanede sığınma veya tedavi arayan kişilerin gözaltına alındığı yönündeki iddialar, Uluslararası Af Örgütü tarafından rejimin her türlü muhalefeti bastırmak için aşırı tedbirlere başvurmaya istekli olduğunun bir kanıtı olarak nitelendirildi. Malekşahi'de en az üç kişinin ve cenaze törenleri sonrası bir polisin ölümü dahil teyit edilmiş ölümlerle birlikte bu olay, protestoların yaşandığı tehlikeli ortamı gözler önüne seriyor.
Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in konuya ilişkin ilk açıklamasında "isyancılar yerlerine oturtulmalı" şeklindeki sert uyarısına rağmen, kararlı halkın geri adım atmadığı görülüyor. Tahran Kapalıçarşı'daki bir protestocunun "İsterseniz beni idam edin, ben isyancı değilim" sözleri, hükümetin durumu çerçeveleme biçimi ile halkın derin acıları arasındaki uçurumu özetliyor. George Washington Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları Programı Direktörü Profesör Sina Azodi gibi uzmanlar, ekonomik sıkıntıların toplumun belirli bir kesimiyle sınırlı olmadığını, rejimin geleneksel destek tabanının bile mevcut ekonomik zorlukların yükünü çektiğini vurguluyor. Bu nedenle devam eden gösteriler, İran için ekonomik umutsuzluğun arttığı ve değişim arzusunun güçlü olduğu bir ortamda siyasi sistemin dayanıklılığını test eden kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor.