Sabaha karşı yapılan operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, başkent Caracas'taki konutlarından gözaltına alındı. ABD kuvvetlerince New York'a götürülen çift, uyuşturucu kaçakçılığı, uluslararası suç örgütleriyle işbirliği ve yasa dışı silah bulundurmak gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya. Pazartesi günü Manhattan'da görülen ilk duruşmada Maduro, yöneltilen tüm suçlamaları reddederek gözaltına alınmasını "kaçırılma" olarak nitelendirdi. Bu beklenmedik gelişme, uluslararası arenada büyük yankı uyandırırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplanma kararı aldı.
ABD'nin Maduro hükümetine karşı uzun süredir devam eden diplomatik ve ekonomik yaptırımlarının bir uzantısı olarak görülen bu operasyon, Venezuela'nın petrol rezervlerini hedef alan "emperyalist" bir hamle olduğunu savunan Maduro'nun iddialarını da yeniden gündeme getirdi. Daha önce 2020'de ABD'de uyuşturucu trafiğiyle ilgili suçlanan Maduro, bu kez Meksika'nın Sinaloa Karteli, Kolombiya'nın FARC'ı ve Venezuela'nın Tren de Aragua çetesi gibi karanlık örgütlerle bağlantılı olmakla itham ediliyor.
Maduro'nun gözaltına alınmasının ardından Venezuela Ulusal Meclisi, Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'i geçici devlet başkanı olarak yemin ettirerek ülkedeki güç boşluğunu doldurmaya ve istikrar görüntüsü vermeye çalıştı. Ancak uluslararası tepkiler karmaşık bir tablo çizdi. ABD tarafı bu adımı uluslararası suçla mücadele kapsamında değerlendirirken, Rusya ve Çin ABD'yi "uluslararası hukukun açık ihlali" ve "Venezüella egemenliğine saygısızlık" ile suçladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu durumun "tehlikeli küresel emsaller" oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Bazı yorumcular, bu olayı 1989'da ABD'nin Panama'ya müdahalesi ve Manuel Noriega'nın yakalanmasıyla kıyaslarken, mevcut durumun çok daha karmaşık jeopolitik sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Oturan bir devlet başkanının hedef alınması, uluslararası ilişkilerin geleceği ve ulusal egemenliğin sınırları hakkında derin soruları beraberinde getiriyor.
Bu olayın etkileri şimdilik tahmin edilenden çok daha geniş görünüyor. Venezuela içindeki istikrarsızlık potansiyeli bir yana, uluslararası normların aşındığına dair endişeler artıyor. Nicosia'da ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolar, olayın yarattığı gerilimin bir göstergesi. Maduro'nun bir sonraki duruşma tarihi olan 17 Mart, dünyanın nefesini tutup izleyeceği bir dönüm noktası olacağa benziyor.