**Lefkoşa, Kıbrıs** - Avrupa Konseyi dönem başkanlığını devralan Kıbrıs, stratejik konumuyla uluslararası ilişkilerde ve diplomaside yeni bir dönüm noktasına ulaştı. Ada ülkesi, bu altı aylık süreyi ikili ilişkileri onarmak ve Kıbrıs meselesine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmek için bir fırsat olarak Ankara'ya uzatıyor. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Nisan ayında Kıbrıs'ta düzenlenecek gayriresmi bir zirveye Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı davet ederek, AB üyesi ülkeleri ve bölgesel komşuları bir araya getirmeyi hedefliyor.
Bu nazik davet, Doğu Akdeniz'in karmaşık jeopolitik ortamında önemli bir adım olarak görülüyor. Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan ile kurduğu güçlü üçlü ortaklıkları ilerletirken, şimdi de Yunanistan ve Mısır ile Kahire'de benzer bir zirveye hazırlanıyor. Bu ittifaklar, stratejik açıdan hayati önem taşıyan bölgede barış, istikrar ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Avrupa Komisyonu'nun da bu üçlü diyaloglara gözlemci olarak katılım potansiyeli, AB'nin bu gelişen işbirliği çerçevelerine verdiği önemi gösteriyor.
Kıbrıs'ın AB Konseyi dönem başkanlığı, diplomatik etkisini artırmak için eşsiz bir platform sunuyor. Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, vizyonunu net bir şekilde ortaya koyarak, "Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden dışlanmış değil, ancak Türkiye kendi kendini dışlamakta ısrar edip etmeyeceğine karar vermeli. Türkiye'nin Kıbrıs ile ilgili yükümlülükleri bağlamında bu fırsatı değerlendirmesini istiyoruz" dedi. Bu sözler, Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki ilerlemesini kolaylaştırmak amacıyla yapıcı bir etkileşim arzusunu vurguluyor.
Ancak bu yolculuk, pek de pürüzsüz değil. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, başkanlığı Türkiye için bir potansiyel yol olarak görse de, "Rum-Yunan yönetiminin" uluslararası arenadaki sürekli engelleyici tutumundan duyduğu derin hayal kırıklığını dile getirdi. Fidan, Kıbrıs'ın başkanlığı döneminde Türkiye'nin çıkarlarını kasıtlı olarak göz ardı eden bölgesel anlaşmalara karşı ciddi uyarılarda bulunarak, bu tür düzenlemeleri "gayrimeşru" olarak nitelendirdi. "Avrupa Birliği yıllardır Güney Kıbrıs'taki Rum-Yunan yönetiminin kibirine direnemedi. Bu kibir tarafından sürüklenip gitti, ancak dünyanın bu noktasında bu kibir artık sadece Rum-Yunan yönetimiyle sınırlı değil. Bu, AB'nin güvenlik mimarisinin ana sütunlarına büyük bir darbe vurmak anlamına gelir."
Cumhurbaşkanı Hristodulidis, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile doğrudan diyaloğa hazır olduğunu yineleyerek, Kıbrıs meselesinin müzakere ve karşılıklı anlaşmaya dayalı bir çözümle çözülmesine olan bağlılığını vurguladı. Eş zamanlı olarak, Kıbrıs'ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Marilena Rauna, AB başkanlığının stratejik önemini vurgulayarak, ülkenin diplomatik ayak izini güçlendirmek ve Avrupa Birliği'nin genel stratejik özerkliğine önemli katkılarda bulunmak için bir fırsat olarak görüyor. Dönem başkanlığı boyunca Kıbrıs, Çok Yıllı Mali Çerçeve ve savunma ve güvenlik konuları dahil olmak üzere kritik AB dosyalarındaki müzakerelere liderlik edecek ve Akdeniz Paktı kapsamındaki projelerin uygulanması gibi Doğu Akdeniz'deki işbirliğini güçlendirecek. Yılın ilk yarısında Limasol'da düzenlenecek gayriresmi AB dışişleri bakanları toplantısı, bu diplomatik girişimler için şüphesiz erken bir test olacak.