**Washington D.C.** – Küresel finans piyasaları, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında attığı temkinli adımlarla birlikte, birbirinden kopuk beklentiler ve kritik ekonomik veri açıklamaları arasında ince bir denge kurmaya çalışıyor. Fed, geçtiğimiz hafta politika faizinde 25 baz puanlık bir indirim yaparak hedef aralığı %3,50-%3,75'e çekti. Bu hamle kabul görse de, Fed'in geleceğe yönelik faiz ayarlamaları öngörüsü ile piyasa katılımcılarının daha agresif bir gevşeme beklentisi arasındaki derin uçurumu kapatmaya yetmedi. Salı günü açıklanacak ABD Kasım ayı istihdam raporu ve Perşembe günü Bank of England'ın (BoE) faiz kararı, yatırımcı duyarlılığını şekillendirmede ve bu farklılaşan beklentileri yeniden ayarlamada kilit rol oynayacak.
Bu yılki üçüncü faiz indirimiyle toplamda 175 baz puanlık bir gevşemeye imza atan Fed'in bu kararının arkasında, işgücü piyasasında gözlenen soğuma işaretlerinin olduğu belirtiliyor. Fed Başkanı Jerome Powell, politika ayarlamalarının hızını işgücü piyasası göstergelerinin seyrine bağladığını sürekli vurguluyor; bu da önümüzdeki Kasım ayı istihdam rakamlarını hayati önem taşıyan bir hale getiriyor. Ekim ve Kasım verilerinin birlikte sunduğu tablo, işgücü piyasasının sağlığına dair daha sağlam bir resim sunarak varlık fiyatlarındaki hareketler için önemli bir katalizör görevi görecektir.
Ancak, Fed'in iç değerlendirmelerinde görüş ayrılıkları da su yüzüne çıktı. Son indirime verilen 9'a 3 oy oranı, çoğunluğun mütevazı bir indirimi desteklediğini gösterirken, Vali Stephen Miran gibi bazı yetkililerin daha cömert, 50 baz puanlık bir indirimden yana olduğu anlaşıldı. Buna karşılık, Başkanlar Jeff Schmid ve Austan Goolsbee ile oy hakkı bulunmayan dört üyenin mevcut durumu koruma yönünde oy kullanması, komite içindeki temkinli duruşu ortaya koyuyor. Bu iç tartışma, Fed'in çelişkili ekonomik sinyaller arasında hassas bir denge kurma çabasını gözler önüne seriyor.
Piyasa tahminleri ise gelecek yıl için belirgin şekilde daha güvercin bir tablo çiziyor. Yatırımcılar, Fed'in kendi projeksiyonlarından daha agresif bir gevşeme döngüsünü giderek daha fazla hesaba katıyor. Mevcut piyasa fiyatlamaları, gelecek yıl Mart ayına kadar %50 olasılıkla 13 baz puanlık bir indirim, Nisan ayına kadar ise tam 25 baz puanlık bir indirimin gerçekleşeceğine işaret ediyor. Bu fark, piyasa katılımcılarının Fed'in mevcut rehberliğinin ötesine bakarak, daha belirgin bir yavaşlama veya enflasyonist baskılara daha hızlı bir tepki bekleyebileceğini gösteriyor. Üstelik, gelecek yıl göreve gelecek yeni Fed Başkanı beklentisi de bu ileriye dönük bahisleri etkiliyor olabilir.
Önümüzdeki istihdam raporunun sonuçları çok yönlü etkilere sahip olacaktır. Fed ekonomistleri, resmi bordro rakamlarının ayda 60.000'e kadar şişirilmiş olabileceğini öne sürdü. Kasım ayı istihdam artışı için medyan beklenti 40.000 civarında seyrederken, 20.000'lik bir daralma ile 110.000'lik bir artış arasında geniş bir tahmin aralığı bulunuyor. Bu durumda, negatif bir istihdam verisi piyasa beklentilerini orantısız bir şekilde etkileyebilir. Böyle bir senaryo, Fed'in daha erken ve daha agresif faiz indirimlerine yönelik bahisleri artırabilir ve ABD Doları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Tersine, Fed'in gelecek yıl için daha iyimser GSYİH büyümesi, azalan işsizlik ve ılımlı enflasyon projeksiyonlarıyla daha uyumlu güçlü bir istihdam raporu, Dolar'ı destekleyebilir ve piyasanın acil ve önemli bir gevşeme beklentisini törpüleyebilir.
Karşı kıtada ise, Bank of England da önemli bir politika duyurusunun arifesinde. BoE'nin de kendi faizinde 25 baz puanlık bir indirim yaparak benchmark faizini %4,00'ten %3,75'e düşüreceği beklentisi yüksek. Piyasa konsensüsü, bu sonucun %90 olasılıkla gerçekleşeceğine inanıyor; bu duyarlılık, önceki toplantıda faizlerin sabit tutulmasını kıl payı destekleyen 5'e 4'lük oy oranından besleniyor. BoE'nin atacağı bu adım, küresel para politikası gevşeme eğilimine daha fazla katkıda bulunarak, uluslararası finans piyasalarının birbirine bağlı dinamiklerine bir katman daha karmaşıklık ekleyecektir.