Son günlerde dünya sahnesi, artan uluslararası gerilimler ve farklı coğrafyalarda devam eden çatışmalarla kaynayan bir kazan görünümünde. Bir yanda terör örgütlerinin kalıntılarına karşı planlı operasyonlar, diğer yanda ise sert diplomatik atışmalar ve iç savaşların acı gerçekleri, küresel istikrarın ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Suriye semalarında, Cumartesi akşamı gerçekleştirilen operasyon, Batılı müttefiklerin terörle mücadelesindeki kararlılığını pekiştirdi. Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait Typhoon jetleri, Fransız uçaklarıyla koordineli bir şekilde, Palmyra'nın kuzeyindeki sarp arazide konuşlu IŞİD'e ait yer altı silah deposunu hedef aldı. İngiltere Savunma Bakanlığı'nın Paveway IV güdümlü bombalarla tünellere yönelik gerçekleştirdiği bu operasyonun, örgütün yeniden toparlanma çabalarını sekteye uğdurtması bekleniyor. Savunma Bakanı John Healey'nin de altını çizdiği gibi, bu eylem "İngiltere'nin liderliğini ve müttefikleriyle omuz omuza vererek Orta Doğu'da DEAŞ'ın yeniden filizlenmesini ve tehlikeli ideolojilerini kökten kazıma konusundaki kararlılığını" gösteriyor.
Bu gelişmeler yaşanırken, ABD ile İran arasındaki buzlu ilişkiler de daha da gerildi. ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın barışçıl protestoculara karşı şiddet kullanması durumunda müdahale sinyali vermesi, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. Ekonomik sıkıntıların tetiklediği gösteriler ikinci haftasına girerken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Trump'ın uyarısını "pervasız ve tehlikeli" olarak nitelendirerek dış müdahaleye kesinlikle karşı olduklarını belirtti. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ise olayları "düşman tarafından manipüle edilen 'isyancılara" bağladı. Bu karşılıklı açıklamalar, iki ülke arasındaki derin güvensizliği ve düşmanlığı gözler önüne seriyor.
Daha güneyde, Yemen'deki uzun soluklu iç savaş, anti-Husi koalisyon içerisindeki bölünmelerle daha da karmaşık bir hal aldı. Suudi Arabistan'ın Riyad'da ülkenin güneydeki farklı gruplarını bir araya getirme çağrısı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki artan sürtüşmenin ortasında geldi. Birleşik Arap Emirlikleri destekli güçlerin "savaş durumu" ilan etmesi ve Suudi destekli güçleri saldırıyla suçlaması, koalisyonun dağılmasının insani krizi derinleştirdiğini ve barış çabalarını baltaladığını gösteriyor.
Tüm bu gelişmelerin gölgesinde Ukrayna'dan gelen haberler de yürek burkuyor. Cuma günü Harkov'a yapılan füze saldırısı, çok katlı bir konutu yerle bir ederek en az iki kişinin hayatına mal oldu. Ukrayna, saldırıyı Rusya'ya atfederken, Rusya Savunma Bakanlığı iddiaları reddetti. Bu saldırı, ABD'nin arabuluculuğunda barış görüşmelerinin arifesinde gerçekleşti ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'nin de belirttiği gibi, "diplomatik çabalara rağmen devam eden şiddetin acı bir hatırlatıcısı" oldu. Bu birbirine bağlı krizlerin önümüzdeki günlerde küresel istikrar üzerinde ne gibi etkiler yaratacağı ise büyük bir merak konusu.