**Taipei, Tayvan –** Pekin yönetimi, Tayvan'ın toprak bütünlüğü iddiasını pekiştirmek ve ada üzerindeki herhangi bir bağımsızlık girişimine karşı keskin bir uyarıda bulunmak amacıyla, son derece kapsamlı ve geniş çaplı askeri tatbikatlar başlattı. Pazartesi günü ani bir kararla başlayan ve Salı gününe sarkan bu tatbikatlar, kilit Tayvan limanlarının simüle edilmiş abluka altına alınmasını ve agresif deniz hedefi atışlarını içeriyor; bu durum, bölgesel tansiyonu kritik bir noktaya taşıdı.
Çin Komünist Partisi'nin emri altındaki Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), tatbikatları Pazartesi sabahı duyurudan kısa bir süre sonra başlattı. Tatbikatta destroyerler, fırkateynler, savaş uçakları, bombardıman uçakları, insansız hava araçları ve uzun menzilli füze sistemleri gibi göz korkutan askeri unsurlar yer alıyor. Resmi açıklamalara göre, bu tatbikatların amacı "Tayvan bağımsızlığı" yanlısı ayrılıkçı unsurlara ve ABD ile müttefikleri gibi Tayvan'ın kendi kendini yönetmesini destekleyen "dış müdahale güçlerine" yönelik "sert bir uyarı" niteliği taşıyor.
Bu agresif hamleler, ABD hükümetinin Tayvan'a yaklaşık 11 milyar dolarlık bir silah satışı onaylamasının hemen ardından geldi. Adanın savunma kabiliyetlerini güçlendirmeyi hedefleyen bu işlem, Pekin tarafından egemenliğine doğrudan bir meydan okuma olarak görülüyor. Dahası, tatbikatlar, Tayvan Cumhurbaşkanı Lai Ching-te'nin adanın askeri hazırlıklarını artırma taahhüdüne bir tepki olarak değerlendiriliyor. Zira bazı ABD istihbarat raporları, Çin'in 2027'ye kadar tam ölçekli bir istila kapasitesine ulaşma hırsına işaret ediyor.
Tatbikatların operasyonel kapsamı eşi benzeri görülmemiş boyutlarda. Salı sabahı füze denemeleri yapılırken, çok sayıda PLA uçağı ve denizaltı gemisi Tayvan'a yakın konumlarda tespit edildi. İlk bilgilere göre, Salı sabahından bu yana en az 70 Çin savaş uçağı ve 11 donanma gemisi gözlemlenirken, önceki 24 saatte toplam 130 uçak ve 28 gemi kayıtlara geçti. İki geminin Tayvan'ın münhasır ekonomik bölgesine girdiği de bildirildi. Özellikle, Tayvan'ın güney ucunun yaklaşık 160 deniz mili batısında dört amfibi hücum gemisinin yer alması, amfibi operasyonlara odaklanılabileceği sinyalini veriyor.
Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının bölünmez bir parçası, er ya da geç Pekin'in kontrolüne girmesi gereken bir eyalet olarak görüyor. Gerekirse güç kullanmaktan çekinmeyeceğini de ima eden bu tutum, mevcut askeri tatbikatlarla somutlaşıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian, "Çin'in yeniden birleşmesini engellemeye yönelik her türlü uğursuz plan hüsrana uğramaya mahkumdur" diyerek Pekin'in kararlı duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.
Bu tatbikatların sonuçları, yalnızca Tayvan'ın anlık güvenliği için değil, aynı zamanda Hint-Pasifik'in daha geniş jeopolitik haritası için de derin anlamlar taşıyor. Artan askeri hareketlilik, hayati bir küresel nakliye güzergahı olan Tayvan Boğazı'nda olası bir çatışma endişelerini kaçınılmaz olarak körükledi. ABD hükümeti Tayvan'ın en önemli uluslararası destekçisi konumunda olsa da, özellikle eski Başkan Donald Trump gibi isimlerin geçmişteki açıklamaları göz önüne alındığında, taahhüdünün karmaşıklığı bölgenin güvenlik denklemine bir belirsizlik katmanı ekliyor. Japonya da endişelerini dile getirdi; Başbakanı, Çin'in Tayvan'a saldırı başlatması halinde potansiyel askeri müdahale imasında bulunmuştu ve bu açıklama Pekin'den tepki çekti. Nihayetinde bu tatbikatlar, Çin'in Tayvan'ı "barışçıl yeniden birleşmeyi" kabul etmeye zorlama ve adanın fiili bağımsızlığına yönelik dış desteği caydırma konusundaki kararlılığını gözler önüne seriyor.