Mozambik'in kuzeyindeki Cabo Delgado eyaletinde alevlenen ve gittikçe cüretkârlaşan isyan, son aylarda yüz binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olarak felaket boyutunda bir sivil göç dalgasını tetikledi. İslam Devleti bağlantılı militanların gerçekleştirdiği tırmanan şiddet, insani yardım kaynaklarını yetersiz bırakırken, Mart 2021'deki yıkıcı Palma saldırısını akıllara getiriyor. O saldırıda, hayati önem taşıyan sıvılaştırılmış doğalgaz projesinde çalışan yabancı işçiler de çatışmaların ortasında kalmıştı.
İslam Devleti-Mozambik grubunun Ekim 2017'de başlattığı terör kampanyasından bu yana, çatışma adeta bir kanser gibi yayılarak akıl almaz boyutlarda bir insani krize yol açtı. Devam eden kaos ortamında kesin rakamlara ulaşmak zor olsa da, Çatışma Konumu ve Olay Verileri (Acled) projesinin verileri, son dönemdeki vahim tabloyu gözler önüne seriyor. Sadece Temmuz ayından bu yana 300.000'den fazla insan yerinden edilirken, Kasım ayında 100.000'den fazla kişinin ürkütücü bir göçü yaşandı. Kasım sonu itibarıyla yerinden edilenlerin toplam sayısı 350.000'i aşmış durumda. Bu rakam, bir yıl öncesine göre yaklaşık 240.000 olan sayıyı dramatik bir şekilde artırarak çatışmaların ne denli şiddetlendiğini gösteriyor. Uluslararası Göç Örgütü, genel olarak bir milyondan fazla insanın yerinden edildiğini tahmin ediyor ve bu kişilerin birçoğu defalarca yer değiştirmek zorunda kalarak daha da savunmasız hale geliyor.
Militan faaliyetlerinin son dönemdeki coğrafi genişlemesi, onları daha önce hiç görülmemiş bir şekilde güneye, hatta Nampula eyaletine kadar itti. Çatışma bölgesinin bu denli genişlemesi kısmen Mozambik ve Ruanda güçlerinin operasyonel temposuna bağlanıyor. Ancak Acled araştırmacısı Tomás Queface'e göre, bu karşı-isyan çabalarının etkinliği azalıyor olabilir. Queface, "Ruandalılar eskisi gibi devriye gezmiyor" diyerek olası bir strateji değişikliğine veya kapasite kaybına işaret ediyor. Güvenlik varlığındaki bu algılanan azalma, Queface'in "çok cüretkâr" olarak tanımladığı isyancıları cesaretlendirmiş olabilir.
Uluslararası toplumun Mozambik'teki tırmanan krize tepkisi, eş zamanlı küresel acil durumların gölgesinde kalmış gibi görünüyor. Ukrayna, Gazze ve Sudan'daki savaşlar, anlaşılır bir şekilde büyük uluslararası ilgi çekiyor ve Kuzey Mozambik'teki uzun süredir devam eden çatışmadan çok ihtiyaç duyulan insani ve mali yardımı başka yöne çeviriyor. Bu azalan dış yardım, yerinden edilmiş nüfusun artan sayılarına temel hizmetleri sağlamaya çalışan yerel yetkililer ve yardım kuruluşları üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyor.
İnsani felaketi daha da ağırlaştıran, gözlemciler arasında Mozambik yetkililerinin isyanı kesin olarak bastırmak için henüz tutarlı ve etkili bir strateji ortaya koyamadığı algısıdır. Süregelen şiddet, geniş nüfus kitlelerinin yerinden edilmesi ve kayıplar (sadece Palma saldırısında 600'den fazla kişi hayatını kaybetti) bu çözülmemiş çatışmanın ülkenin istikrarı ve halkının refahı üzerindeki derin ve kalıcı etkisini vurguluyor. Devam eden göç ve militanların ilerleyen erişimi, Cabo Delgado'nun ve sakinlerinin yakın geleceği için kasvetli bir tablo çiziyor.