**Cezayir, Fransa ile olan karmaşık ilişkilerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Cezayir Parlamentosu, dün aldığı tarihi bir kararla, Fransa'nın 132 yıl süren sömürge dönemini resmen "suç" olarak nitelendirdi. Bu adım, hem geçmişin acılarına ışık tutmayı hem de Fransa'dan tazminat ve özür talebinde bulunmayı amaçlıyor. Yasalaşan düzenleme ayrıca, Cezayir topraklarında sömürgeciliğin yüceltilmesini de cezalandırılabilir bir eylem olarak tanımlıyor. Bu yönüyle ulusal hafıza ve tarihsel sorumluluk konusunda net bir duruş sergilenmiş oldu.**
Parlamentonun aldığı karar, Fransa'yı Cezayir halkının yaşadığı büyük acı ve yıkımdan "yasal olarak sorumlu" tutuyor. Sömürge döneminden kaynaklanan tüm maddi ve manevi zararlar için "tam ve adil bir tazminatın" Cezayir devleti ve halkının "devredilmez bir hakkı" olduğu vurgulanıyor. Kararda, nükleer denemeler, yargısız infazlar, sistematik işkenceler ve doğal kaynakların yağmalanması gibi sömürgeciliğin karanlık yüzüne dair birçok ihlal sıralanıyor. Bu durum, Fransız hakimiyetinin Cezayir toplumu üzerindeki derin ve kalıcı izlerini gözler önüne seriyor.
Bu legislative hamle, Cezayir'in 63 yıl önce bağımsızlığını kazanmasından bu yana Fransa ile diplomatik ilişkilerinin en gergin olduğu bir döneme denk geliyor. 1830'da Fransız kuvvetlerinin Cezayir'i işgaliyle başlayan ve 1954-1962 yılları arasındaki kanlı Bağımsızlık Savaşı ile sona eren bu dönem, Cezayir'in hafızasında silinmez bir yara olarak duruyor. Meclis Başkanı İbrahim Buğali, yasanın önemini vurgulayarak, "Cezayir'in ulusal hafızasının ne silinebilir ne de pazarlık edilebilir olduğunu hem içe hem de dışa net bir mesajla iletiyoruz" dedi. Milletvekillerinin, oylama sırasında ulusal bayrağın renklerini taşıyan atkılarla "Yaşasın Cezayir!" sloganları atması, olayın sembolik ağırlığını daha da artırdı.
Daha somut bir talep olarak ise, 1830'da Fransız askerleri tarafından alınıp halen Fransa'nın Brest kentinde bulunan 16. yüzyıldan kalma tunç top olan Baba Merzoug'un iadesi de yasaya eklendi. Bu talep, Cezayir'in yağmalanan kültürel mirasın geri dönüşüne yönelik daha geniş emellerini de yansıtıyor. Bu adım, küresel çapta Batılı güçlerin sömürgeci geçmişleriyle yüzleşmesi yönündeki artan taleplerle de örtüşüyor.
Yasanın ilk etapta sembolik bir etkisi olsa da, geçmesi Cezayir'in uzun süredir dile getirdiği şikayetleri güçlendiren ve tarihi adaletsizliklere yönelik tazminat tartışmalarını uluslararası platforma taşıyan güçlü bir siyasi beyan niteliği taşıyor. Bu, Cezayir'in kendi tarihsel anlatısını savunma ve Fransız sömürgeciliğinin kalıcı sonuçları için çözüm arama konusundaki kararlılığını gösteriyor. Bu gelişme, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde yeni bir dönemi başlatabileceği gibi, bir çatışma zeminini de hazırlayabilir. Emmanuel Macron yönetimi altındaki Fransa üzerinde, sömürgeci geçmişiyle daha doğrudan yüzleşmesi ve hesap verebilirlik ile iade konularında yapıcı bir diyalog kurması yönünde baskıyı artırması bekleniyor.