**Londra, Birleşik Krallık** – Küresel ekonomi, belirgin bir ayrışma sergiliyor. ABD doları, karışık ekonomik göstergeler sonrası dalgalanırken, Euro ise düşüş trendini sürdürüyor. Bu durumun ardında, büyük merkez bankalarının çelişkili para politikası duruşları ve kilit küresel ekonomilerdeki içsel gelişmeler yatıyor. Yatırımcılar ve politika yapıcılar için karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.
Avrupa'da Avrupa Merkez Bankası (ECB), gösterge faiz oranını yüzde 2'de sabit tutma kararı aldı. Bu karara, para politikasının geleceğine dair açık bir yönlendirme eşlik etmedi. ECB Başkanı Christine Lagarde'ın kesin bir faiz yolu çizmekten kaçınması, Euro'nun dolar karşısındaki zayıflamasına doğrudan katkı sağladı. Bu temkinli yaklaşım, ECB'nin 2025 için yüzde 1.4, 2026 için ise yüzde 1.2 büyüme öngörüsüyle iyimser bir tablo çizmesine rağmen, iç piyasalardaki kaygı verici verilerle gölgeleniyor. Almanya'da GfK Tüketici Güveni endeksi Ocak ayında -26.9'a gerileyerek harcama iştahındaki azalmayı gözler önüne serdi. Ayrıca, Almanya'da Üretici Fiyat Endeksi'nin Kasım ayında yıllık bazda yüzde 2.3 daralması, sanayi düzeyinde kalıcı dezenflasyonist baskılara işaret ediyor. Fransa'nın yıl sonu bütçesini onaylamak için özel bir erteleme yasasına ihtiyaç duyması da Euro bölgesi için ek bir engel teşkil ediyor.
Atlantik'in öte yakasında, ABD'nin ekonomik anlatısı daha nüanslı bir tablo çiziyor. Kasım ayı istihdam raporu, tarım dışı istihdamdaki artışın beklentileri aşmasına rağmen işsizlik oranının yüzde 4.6'ya yükselmesiyle işgücü piyasasında bir yumuşamaya işaret etti. Ancak, tüketici fiyat endeksindeki (CPI) yıllık enflasyonun Eylül'deki yüzde 3.0'dan yüzde 2.7'ye yavaşlaması bir nebze olsun nefes aldırdı. Yine de, veri toplama sınırlamalarının hassasiyeti konusundaki endişeler devam ediyor. Ekim ayında perakende satışlar durağan kalırken, kontrol grubundaki satışlardaki dikkate değer artış, tüketici harcamalarındaki temel dayanıklılığa işaret etti.
Federal Rezerv'in (Fed) son hamleleri ve açıklamaları, piyasa spekülasyonlarını körükledi. Fed, geçtiğimiz hafta faiz oranlarını 25 baz puan indirerek hedef aralığı yüzde 3.50-3.75'e çekti. Fed Başkanı Jerome Powell, bu hamle için yumuşayan istihdam piyasasını gerekçe göstererek, istihdam verilerinin para politikası kararlarındaki önemini vurguladı. Ancak, Fed'in kendi projeksiyonları ile piyasa beklentileri arasında belirgin bir uçurum var. Fed tek faiz indirimi öngörürken, piyasalar özellikle gelecekteki istihdam verileri zayıflık göstermesi durumunda birden fazla indirim fiyatlıyor. Mart ayında beklenenden zayıf bir istihdam raporu, Nisan ayı için 25 baz puanlık bir indirim beklentisini güçlendirebilir. Bazı Fed ekonomistlerinin, aylık bordro rakamlarının 60.000'e kadar abartılmış olabileceği yönündeki görüşleri de tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Bu arada, İngiltere Merkez Bankası (BoE) da potansiyel politika ayarlamalarının eşiğinde. Kasım toplantısında Bank Rate'i yüzde 4.00'te sabit tutma kararı sonrası, gelecekte bir indirim beklentileri artıyor. Analistlerin çoğu, BoE'nin gösterge faiz oranını yakında yüzde 4'ten yüzde 3.75'e düşüreceğini tahmin ediyor ve yatırımcılar 2026 yılı için yaklaşık 60 baz puanlık bir gevşemeyi şimdiden fiyatlamış durumda. Bu durum, yaklaşan bir faiz indirimi olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. ECB'nin sıkı duruşu, Fed'in bir değişim sinyali vermesi ve BoE'nin indirimlere hazırlanması arasındaki bu stratejik ayrışma, dolar üzerinde baskı yaratırken, Euro'yu Euro bölgesi ekonomik kaygılarıyla boğuşmaya devam ettiriyor ve döviz piyasasında önemli bir türbülans yaratıyor.