**Ankara, Türkiye** – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yönelik sert uyarılarda bulunarak, Doğu Akdeniz ve Ege'deki askeri işbirliği ve toprak bütünlüğü konusundaki kararlı duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Dün Ankara'da düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar, stratejik öneme sahip bu bölgedeki kalıcı jeopolitik gerilimleri gözler önüne seriyor. Bakan Güler, özellikle silahsızlandırılması gereken adalara silah yığılması konusundaki endişelerini dile getirirken, Kıbrıs'ta iki devletli çözüme yönelik sarsılmaz desteğini yineledi.
Türk savunma bakanının bu çıkışı, Ankara'nın Atina, Kudüs ve Lefkoşa arasındaki artan askeri ittifaklar ve faaliyetlerin kendi güvenlik çıkarlarını zedeleyebileceği yönündeki algısına bir yanıt niteliği taşıyor. Güler, mevcut işbirliği çabalarının acil bir tehdit oluşturmadığını kabul etse de, Ege'deki herhangi bir provokatif askeri harekata karşı "gerekli adımları" atmaktan çekinmeyeceklerini net bir dille ifade etti. Güler'in vurguladığı önemli noktalardan biri de, hukuken askerden arındırılmış statüde kalması gereken adalara İsrail'in hava savunma sistemleri konuşlandırma ihtimaliydi; bu durum Türkiye tarafından büyük bir endişeyle karşılanıyor.
Güler'in açıklamaları, aynı zamanda Türkiye'nin Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını koruma konusundaki uzun soluklu taahhüdünü yinelemesi için de bir platform oluşturdu. Adadaki herhangi bir uygulanabilir çözümün ön koşulu olarak Kıbrıslı Türklerin "eşit, egemen ve eşit uluslararası statüsünün" tanınması gerektiğini vurgulayan Güler, açıkça "iki devletli" bir çerçeveyi savundu. Bu pozisyon, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) hedefleriyle örtüşüyor ve uluslararası toplumun birleşmiş, federal bir Kıbrıs'a yönelik hakim desteğinden önemli bir ayrışmayı yansıtıyor.
Dahası, Türk savunma bakanı, Yunanistan'ın savunma politikalarını sert bir dille eleştirerek, Yunan Silahlı Kuvvetleri içindeki personel eksikliği gibi iç sorunlara değindi ve mevcut savunma stratejilerine Yunan askeri personelinin olumsuz yaklaştığı imasında bulundu. Güler ayrıca, belirli siyasi grupları halklar arasında bölünme yaratmaya çalışmakla suçladı ve Yunanistan'ın Türkiye'yi Avrupa güvenlik çerçevelerinden marjinalize etmeye çalıştığını iddia etti.
Bu açıklamalara paralel olarak, Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman da Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine ilişkin herhangi bir ciddi müzakere için net bir usuli ön koşul belirtti. Erhürman, siyasi eşitliğin, yani dönen cumhurbaşkanlığı konseptiyle açıkça ilişkilendirdiği bu durumun kabul edilmesinin vazgeçilmez bir koşul olduğunu belirtti. Bu temel usuli anlaşma olmadan, diğer usuli noktalara ve Kıbrıs anlaşmazlığının özündeki esaslı konulara geçiş olmayacağını ifade etti.
Ankara'dan gelen bu açıklamalar, Türkiye'nin pozisyonunun sertleştiğini ve komşuları ile müttefiklerine net bir mesaj verdiğini gösteriyor. Bu uyarılar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege'deki algılanan güvenlik çıkarlarını savunmaya hazır olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır; bu bölgeler zaten karmaşık deniz sınır anlaşmazlıkları ve rekabet halindeki enerji arama iddialarıyla maluldür. İki devletli çözümün Kıbrıs'ta tekrarlanması, zaten çözülemeyen birleşme çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor ve Erhürman'ın da belirttiği gibi, usuli anlaşmazlıkların herhangi bir gerçek ilerleme için önemli engeller olmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu ülkeler arasındaki devam eden diplomatik ve askeri manevralar, bölgesel istikrarın hala kırılgan ve hassas bir denge olduğunu gösteriyor.