Amerika Birleşik Devletleri'nde Jeffrey Epstein skandalıyla ilgili merakla beklenen dosyaların yavaş yavaş gün yüzüne çıkması, kamuoyunda yeni tartışmaları alevlendirdi. Kongre baskısı ve yasal bir zorunluluk sonucu Adalet Bakanlığı'nın adım adım yayınladığı belgeler, aralarında yaklaşık 70 yeni fotoğrafın da bulunduğu bir dizi bilgiyi içeriyor. Bu fotoğrafların, Epstein'ın mal varlığından alınan ve celplerle zorlanan belgelerden elde edildiği belirtilirken, bazılarının kadınlara ait pasaport fotoğrafları, Epstein ile iş yapan kişiler ve "kadınları Epstein'a pazarlamaya yönelik rahatsız edici iletişimleri" içerdiği iddia ediliyor.
Yayınlanan bu yeni materyaller, Kongre'ye sunulan 95.000'den fazla belgelik devasa bir arşivin yalnızca bir parçası. Bu şeffaflık sürecini savunan bazı milletvekilleri, Adalet Bakanlığı'nın çabalarının samimiyetinden şüphe duyduklarını dile getiriyor. Hukuk yorumcuları ise belgelerdeki yoğun karartmaların, asılsız teorilerin yayılmasına zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor. Adalet Bakanlığı ise, 1.200'den fazla mağdurun veya yakınlarının tespit edildiğini ve kimliklerini ortaya çıkarabilecek bilgilerin bilinçli olarak saklandığını savunuyor. İlk etapta yayınlanan belgeler arasında fotoğraf, video kaydı ve soruşturma kayıtları bulunuyor.
İlk belgelerdeki dikkat çekici detaylardan bazıları arasında, Epstein'ın eski yoldaşı Ghislaine Maxwell'in Downing Street önünde çekilmiş bir fotoğrafı, Epstein'ın 14 yaşındaki bir kızı dönemin iş insanı Donald Trump ile Mar-a-Lago'da tanıştırdığı iddiasını içeren bir belge ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın yer aldığı çok sayıda görsel yer alıyor. Yapılan incelemelerde, masalar üzerinde Bill Clinton ve Papa'nın yer aldığı çerçeveli fotoğraflar da göze çarpıyor. Hatta bir fotoğrafta Trump, Epstein ve Maxwell'in açık bir çekmecenin içinde görüldüğü iddia ediliyor. Ancak, Adalet Bakanlığı'nın internet sitesinde bir süre erişilebilir olan ve masaj masası ile çıplak fotoğraflar içeren bazı dosyaların sonradan kaldırılması da dikkatlerden kaçmadı.
Bu gelişmeler, #MeToo hareketinin daha geniş çaplı etkileri ve cinsel tacizle suçlanan güçlü bireylerin hesap verebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Geçtiğimiz ay Başkan Donald Trump tarafından imzalanan Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası, bu konuların kamuoyuna taşınması yönündeki yasal niyeti vurguluyor. Ancak, Adalet Bakanlığı'nın Cuma günü tüm belgeleri kamuoyuna açıklama son teslim tarihine uyum sağlayamaması, milletvekilleri tarafından uyumsuzluk suçlamalarına yol açtı. Bu kısmi açıklamanın yankıları derin. Mağdurlar, belgelerin eksikliği ve yoğun karartmalardan büyük hayal kırıklığı duyduklarını belirtiyor. Mağdurları koruma amacı güden bu karartmaların, Epstein'ın ağı ve bu ağa dahil olan kişiler hakkındaki mevcut komplo teorilerini daha da körükleme riski taşıdığı düşünülüyor. Adalet Bakanlığı'nın elinde tam olarak ne kadar bilgi olduğu sorusu da halen havada asılı kalıyor.