Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İsrail’e, Gazze Şeridi’ne insani yardımların engelsiz akışına izin vermesi yönünde sert bir talimat yöneltti. Oylamada, 139 ülkenin destek verdiği karar tasarısı, derinleşen insani krize karşı küresel kaygının da bir göstergesi oldu. Tasarı, aynı zamanda BM tesislerine yönelik saldırıların son bulmasını ve uluslararası hukuka tam uyulmasını talep ediyor.
Bu diplomatik hamle, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) tavsiye niteliğindeki görüşünün ardından geldi ve yerinden edilmiş Filistinlilerin içinde bulunduğu güvencesiz koşulları daha da görünür kılan şiddetli bir kış fırtınasıyla aynı döneme denk geldi.
Norveç’in öncülük ettiği karar, hukuki ağırlığını UAD’nin daha önceki tespitlerinden alıyor. Norveç’in BM Daimi Temsilcisi Merete Fjeld Brattested, Genel Kurul’daki konuşmasında durumu ağır ifadelerle çerçeveledi: “En yüksek bedeli siviller ödüyor. İnsani ilkelere saygı eriyor. İnsani hukukun en temel ilkeleri baskı altında.”
Bu diplomatik adım, şiddetli hava koşullarının daha da kötüleştirdiği insani bir yıkım ortamında atıldı. Şiddetli yağmur, kuvvetli rüzgar ve seller getiren güçlü bir fırtına sistemi, Gazze’de yeni bir trajediye yol açtı. Yerel kaynaklar, en az on dört kişinin fırtına kaynaklı nedenlerle hayatını kaybettiğini bildiriyor. Çatışma nedeniyle zaten zayıflamış binaların çökmesi sonucu ölenlerin yanı sıra, belki de en çarpıcı şekilde, birkaç bebeğin dondurucu soğuklar nedeniyle hayatını kaybetmesi, yerinden edilmişlerin ne kadar korunmasız olduğunu gözler önüne serdi.
Sağlık çalışanları, doğrudan soğuğa maruz kalma nedeniyle ölümlerde ürkütücü bir artış olduğunu bildiriyor. Sekiz aylık Rahaf Abu Jazar’ın dedesi, yaşadıkları acı dolu anları şöyle anlattı: “Dün, annesinin ‘Oğlum mosmor oldu!’ diye çığlık attığını duyunca şaşırdık, çocuğu alıp el-Rantisi Hastanesi’ne götürdük.” Fırtına, yüzlerce geçici barınma alanında yaşayan ve elementlere karşı yetersiz korumaya sahip yaklaşık 850.000 kişiyi tehdit ediyor; hava olayları onlar için ölümcül bir tehdide dönüşmüş durumda.
Genel Kurul kararları bağlayıcı olmasa da, İsrail ve onun kilit müttefiklerini dünya sahnesinde yalnızlaştıran güçlü bir diplomatik baskı aracı niteliği taşıyor. Karar, uluslararası insani hukuka ve BM’nin başlıca yargı organının kararlarına riayet konusunda ülkeleri sorumlu tutma niyetinin de bir işareti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bölgedeki feci yaşam koşullarının ele alınmasının aciliyetini defalarca vurguladı.
Diplomatik kınama ile çevresel felaketin kesişimi, acil durumun çok boyutlu doğasını gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum siyasi taleplerini artırırken, çatışma ve doğal afet arasında sıkışan sivil halk için yereldeki durum her geçen gün daha çaresiz bir hal alıyor. Karar, yardım operasyonlarını kolaylaştırma yükümlülüğünü açıkça İsrail makamlarına yüklüyor, ancak Gazze halkının yakın geleceği derin bir belirsizlik ve tehlik