Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Saturday, January 17, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Pasifik'teki Amerikan Saldırıları: Savaş Suçu Şüphesi ve Washington'da Sarsıcı Soruşturma

Uluslararası sularda, uyuşturucu kaçakçısı olduğundan şüphelenilen tekneleri hedef alan tartışmalı bir ABD askeri operasyonu, Kongre'de nadir görülen bir partiler üstü soruşturmanın fitilini ateşledi. Yasama organı, özellikle 2 Eylül'de Trinidad açıklarında gerçekleşen ölümcül bir çatışmaya ait görüntüleri inceledikten sonra, derin hukuki ve etik soruları gündeme getirdi.

Eylül başından bu yana, ABD Güney Komutanlığı, Karayip Denizi ve doğu Pasifik'te yirmiden fazla "kinetik saldırı" düzenleyerek onlarca kişinin ölümüne yol açtı. Trump yönetiminin Venezuela'dan narkotik akışını kesme talimatıyla başlatılan operasyon, kaçakçılık yaptığı tespit edilen tekneleri hava saldırılarıyla vuruyor. Askeri yetkililer, ölenleri sürekli "narko-terörist" olarak nitelendirerek, eylemlerin meşru bir uyuşturucuyla mücadele operasyonunun parçası olduğunu iddia ediyor.

Ancak işin rengi, 2 Eylül'deki olayla değişti. Gizli brifingten haberdar kaynaklara göre, ilk hava saldırısı bir tekneyi saf dışı bıraktı. Yaklaşık bir saat sonra, enkaz parçalarına tutunmuş haldeki iki kişiyi hedef alan ikinci bir saldırı emri verildi ve bu kişiler öldürüldü. Görüntülerin, kişilerin üstsüz, silahsız ve görünür iletişim ekipmanı taşımadığını gösterdiği belirtiliyor. Bu durum, "ne kadar tehdit oluşturabilecekleri" ve ölümcül güç kullanımının hukuki dayanağı konusunda ağır soru işaretleri doğurdu.

Görüntüleri izleyen Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi üyesi Demokrat Jim Himes, "O odada gördüklerim, kamu hizmetim boyunca gördüğüm en rahatsız edici şeylerden biriydi" ifadesini kullandı. Endişe, parti sınırlarını aştı. İncelenen temel mesele, savunmasız haldeki, teknesi etkisiz hale getirilmiş bireyleri öldürmenin, silahlı çatışma kurallarını ihlal edip bir savaş suçu teşkil edip etmediği.

Operasyonun komutanı Amiral Frank Bradley, Kongre ifadesinde, Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten açık bir "imha emri" almadığını söyledi. Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise operasyonun genel yasallığını savundu. Fakat Birleşmiş Milletler özel raportörü de dahil bağımsız hukukçular, bu saldırıları, uluslararası deniz ve insan hakları hukukunu hiçe sayan yargısız infazlar olarak kınadı.

Askeri operasyonlar durmaksızın sürerken Kongre soruşturmasının devam etmesi, icraat ile siyasi hesap verilebilirlik arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Soruşturmanın sonucu, bu "gölge operasyon sahalarını" yöneten çatışma kurallarını kökten etkileyebilir. Yasamacılar, uyuşturucu savaşının saldırgan taktikleri ile uluslararası insani hukukun temel ilkelerini bağdaştırma göreviyle karşı karşıya. Bu ikilem, ABD'nin güç projeksiyonunun kendisini mercek altına alıyor.

← Back to Headlines