Küba, hafta sonu yaşanan ve tüm adayı karanlığa gömen felaket niteliğindeki ulusal elektrik şebekesi çöküşüyle sarsıldı. Bu, Mart ayında yaşanan üçüncü büyük çaplı elektrik kesintisi olurken, kronikleşen yakıt kıtlığını daha da derinleştirdi ve yaşlanan altyapının dayanıklılığı hakkında ciddi soruları gündeme getirdi. Hükümet ise bir yandan uluslararası dayanışma çabalarıyla insani durumu hafifletmeye çalışırken, diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri'nden gelebilecek herhangi bir askeri saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu vurguluyor.
Pazar sabahı başlayan son elektrik kesintisi, ulusal güç sisteminin tamamen devre dışı kalmasına yol açtı. Yetkililer Pazar öğleden sonra Havana'ya kısmi enerji sağlandığını bildirse de, başkent sakinlerinin yaklaşık yarısı elektriğe kavuşmuş olsa da, etkinin boyutu çok daha geniş oldu. Hastaneler ve su arıtma tesisleri gibi kritik tesisler öncelikli olarak enerjiye kavuştu, ancak uzayan kesintiler kaçınılmaz olarak temel hizmetleri zorladı ve milyonlarca insanın günlük yaşamını ciddi şekilde sekteye uğrattı. Durumu daha da vahimleştiren ise, Küba'nın son üç aydır tamamen yabancı petrol ithalatına bağımlı olması ve bu tedarik zincirinin ABD'nin son eylemleriyle ciddi şekilde sekteye uğraması. Ülke şu anda yakıt ihtiyacının yalnızca %40'ını üretebiliyor, bu da onu dış baskılara karşı son derece savunmasız bırakıyor.
Bu enerji krizi, Washington'dan yükselen söylemlerin gölgesinde yaşanıyor. Yılın başlarında Trump yönetimi, petrol sevkiyatını keserek ekonomik ambargoyu yoğunlaştırdı. Dahası, Mart ayında Başkan Trump'ın adanın potansiyel olarak ele geçirilmesi yönündeki üstü kapalı tehditleri ve Küba'ya yakıt ihraç etmeyi düşünen ülkelere yönelik sert uyarıları endişeleri artırdı. Yardımcı Dışişleri Bakanı Carlos Fernandez de Cossio, bu hassas jeopolitik iklimi kabul ederek, bir işgalin olası görülmediğini ancak "hazırlıklı olmamak naiflik olur" dedi. Ayrıca Küba'nın tarihi duruşunu açıklayarak, ülkenin "tarihsel olarak askeri saldırılara karşı bir ulus olarak seferber olmaya hazır olduğunu" belirtti.
Bu elektrik kesintilerinin zincirleme etkileri, nadir görülen halk hoşnutsuzluğu gösterilerini de tetikledi. Vatandaşların protesto amacıyla tencere ve tavaları çalma olayları ve bir örnekte Komünist Parti genel merkezine yapılan saldırı raporları, sürekli enerji istikrarsızlığından duyulan artan hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Onlarca yıldır süren yaptırımlarla zaten sarsılmış olan Küba ekonomisi, daha da büyük bir baskı altında ve çöküşün eşiğine itiliyor.
Uluslararası dayanışma gösterisi olarak, güneş panelleri, gıda paketleri ve ilaçlar gibi temel malzemeleri taşıyan yardım konvoylarının Pazartesi günü Küba'ya ulaşması bekleniyordu. Ancak, "Nuestra America" bayrağı altında uluslararası sosyalist gruplar tarafından organize edilen bu tür bir konvoyun ilerleyişi, olumsuz deniz koşulları nedeniyle engellendi ve çok ihtiyaç duyulan teslimatı geciktirdi. Tekrarlayan elektrik kesintileri ve hissedilir jeopolitik gerilim, iç kırılganlıkları ve dış tehditler arasında sıkışmış, benzeri görülmemiş zorluklar karşısında egemenliğini sürdürmeye çalışan Küba için kasvetli bir tablo çiziyor.