Kıbrıs'ın ekonomik kalbinde, enflasyonun yakıcı etkisi her geçen gün daha derinden hissediliyor. Akaryakıt istasyonları ve perakendeciler, yükselen maliyetler karşısında adeta ateşten gömlek giyerken, bu durum geniş bir ürün ve hizmet yelpazesine yansıyan fiyat artışlarını da beraberinde getiriyor. Jeopolitik istikrarsızlık ve enerji piyasasındaki dalgalanmalarla körüklenen bu hayat pahalılığı, sadece vatandaşların alım gücünü törpülemekle kalmıyor, aynı zamanda adanın bölünmüş kesimleri arasında sınır ötesi alışveriş eğilimlerini de artırıyor.
Ortadoğu'daki devam eden krizlerin başat rol oynadığı uluslararası petrol fiyatlarındaki artışın yankıları, artık pompada ve market raflarında belirginleşiyor. Akaryakıt fiyatlarındaki ilk artışlar kendini gösterse de, ekonomistler ve tüketici örgütleri bu zamların uluslararası piyasa koşullarıyla henüz tam olarak örtüşmediği görüşünde. Bu durum, karaborsacılık ve haksız kazanç endişelerini körükleyerek, zaten daralmış harcanabilir geliriyle mücadele eden hanelerin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırıyor.
Akaryakıtın ötesinde, temel enerji maliyetlerinde de kayda değer bir yükseliş kapıda. Kıbrıs Elektrik Kurumu Başkanı George Petrou, uluslararası petrol fiyatlarının mevcut yüksek seviyelerini koruması halinde, Mayıs ayına kadar elektrik faturalarında yaklaşık %5'lik bir artış öngörüyor. Ancak bu durum daha da kötüleşebilir; enerji fiyatlarındaki ardışık ayarlamalarla birlikte, Ağustos ayına kadar olası artışların %15'i bulması, hatta geçmesi bekleniyor. Bu kapıdaki fatura artışları, hanelerin bütçelerini daha da sıkıştırarak, tüketicilerin elinde kalan harcama payını azaltacak.
Enflasyon dalgası perakende sektörünü de etkisi altına almış durumda. e-kalathi'nin 24 Şubat ile 18 Mart tarihleri arasındaki verileri, süt ürünleri, dondurulmuş hamur işleri, çikolata ve bisküvilerde gözle görülür fiyat artışlarını ortaya koyuyor. Süt ürünleri reyonunda, Ortadoğu'daki jeopolitik gerilimlerin ardından bazı ürünlerin fiyatları %15 ile %28 gibi dikkat çekici oranlarda fırlamış durumda. Bir süt ürününün fiyatının 2.45 Euro'dan 3.20 Euro'ya çıkması, tüketicilerin karşılaştığı artan maliyetlerin çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor.
Özellikle et piyasası bu durumdan nasibini almış durumda. Genel et fiyat endeksi %33 artış kaydederken, dana etinin fiyatı son bir yılda %25, kıyma ise %35 gibi daha dramatik bir artış gösterdi. Kuzu ve keçi etinde ise daha mütevazı ama yine de önemli bir artışla yıllık %6.7'lik bir yükseliş yaşanmış. Bu önemli fiyat artışları, adanın işgal altındaki ve özgür bölgeleri arasındaki mal maliyetlerinde giderek büyüyen bir uçuruma yol açıyor ve bu durum alışveriş alışkanlıklarını giderek daha fazla etkiliyor.
Tüketiciyi Koruma Servisi Rekabet Şubesi Başkanı Aliki Iordanous, özellikle et ve akaryakıt fiyatlarındaki ciddi farklara dikkat çekiyor. Örneğin, işgal altındaki kuzeyde kilogramı yaklaşık 27 Euro'ya satılan dana eti, özgür güneydeki 14.95 Euro'luk fiyatıyla kıyaslandığında %80'lik bir fark oluşturuyor. Benzer şekilde, işgal altındaki bölgelerde kilogramı 20.47 Euro olan kuzu eti, özgür bölgelerde 13.25 Euro'ya satılarak %50'den fazla bir farka işaret ediyor. Tavuk fiyatları işgal altındaki kuzeyde mutlak olarak daha düşük olsa da, genel fiyat oranı aleyhte seyrediyor. Akaryakıt da, küresel fiyat artışlarına rağmen, işgal altındaki bölgelerde tutarlı bir şekilde daha düşük fiyatlara sahip.
Bu kayda değer fiyat farklılıkları, özellikle et gibi ürünler için daha uygun fiyatlardan yararlanmak amacıyla özgür bölgelere geçiş yapan Kıbrıslı Türkler için güçlü bir mıknatıs görevi görüyor. Ekonomik pragmatizmle şekillenen bu sınır ötesi alışveriş trendi, enflasyonun ve fiyat oynaklığının topluluklar arası ilişkiler ve ekonomik faaliyetler üzerindeki somut etkisini vurguluyor. Enflasyonist baskılar devam ederken, Kıbrıs'taki hem tüketicilerin hem de işletmelerin dayanıklılığı şüphesiz daha da sınanacak.