Dünyanın terör kaynaklı ölümlerde 2025'te kayda değer bir düşüşe tanıklık ettiği bir dönemde, Nijerya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) bu küresel tablonun dışında kalarak, radikal ve suç örgütlerinin tetiklediği şiddette endişe verici bir artış yaşadı. Avustralyalı düşünce kuruluşu Ekonomik ve Barış Enstitüsü'nün (IEP) son Küresel Terörizm Endeksi'ne göre, bu iki Afrika ülkesi, terörizme karşı küresel ilerlemeyi baltalayan artan tehditlerle boğuşuyor.
Rapor, Nijerya'nın bu yerel yoğunlaşmadan en büyük payı aldığını ve terör kaynaklı ölümlerde yüzde 46 gibi sarsıcı bir artış kaydettiğini ortaya koyuyor. 2024'te 513 olan trajik can kaybı sayısının 2025'te 750'ye yükselmesi, Nijerya'yı küresel olarak terörizmden en çok etkilenen dördüncü ülke konumuna taşıdı. Bu kötüleşmenin tek bir nedeni yok; aksine, Boko Haram ve bağlantılı grupların uzun süredir devam eden isyanları, "haydut" olarak adlandırılan acımasız suç unsurlarının faaliyetleri ve Lakurawa gibi yeni tehditlerin ortaya çıkmasıyla karmaşık bir etkileşim söz konusu. Şubat 2025'te Kwara eyaletinde 162 kişinin hayatını kaybettiği bir katliam ve Borno eyaletindeki askeri tesislere yapılan ve en az 80 personelin, üst düzey subaylar dahil, ölümüyle sonuçlanan son saldırılar, şiddetin ne denli korkunç boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Maiduguri'nin de hedef olduğu saldırılarda, raporun yayımlanmasından kısa süre önce yaşanan intihar saldırıları 23'ten fazla kişinin ölümüne, 100'den fazla kişinin ise yaralanmasına neden oldu.
Benzer şekilde, Demokratik Kongo Cumhuriyeti de güvenlik krizinin arttığı bir dönemden geçiyor. Terör kaynaklı ölümler aynı dönemde yüzde 28'e yakın bir artışla 365'ten 467'ye yükseldi. IŞİD bağlantılı Müttefik Demokratik Güçler (ADF), bu artışın ana tetikleyicisi olarak belirlenirken, DKC'yi Küresel Terörizm Endeksi'nde şimdiye kadarki en kötü sıralamasına, yani küresel sekizinciliğe itti. Bu bölgelerdeki istikrarsızlık, dünya genelinde terör kaynaklı ölümlerde yüzde 28'lik dikkate değer bir düşüşle 5 bin 582'ye gerileyen küresel eğilimle taban tabana zıtlık oluşturuyor. Küresel terör saldırılarının sayısı da yaklaşık yüzde 22'lik önemli bir azalma gösterdi.
IEP'nin kurucusu Steve Killelea, bu ayrışan eğilimler karşısında derin endişelerini dile getirerek, parçalanan küresel düzenin son on yılda terörle mücadelede elde edilen önemli kazanımlar için büyük bir risk teşkil ettiğini belirtti. Bu görüş, Batı ülkelerine ilişkin bulgularla da destekleniyor; bu ülkeler küresel düşüşe rağmen terör kaynaklı ölümlerde yüzde 280'lik dramatik bir artışla 2025'te 57'ye ulaştı. Özellikle ABD, 2019'dan bu yana en yüksek terör saldırısı kaynaklı can kaybını 28 ölümle kaydetti. Rapor, Batı'daki bu yerel artışı gençlerin radikalleşmesi ve tekil aktörlerin yaygınlığı gibi faktörlere bağlıyor ve bu da terörle mücadele çabalarına yeni ve zorlu bir boyut katıyor. Nijerya'nın kuzey ve orta bölgelerinde etnik milislerin ve suç çetelerinin cirit attığı çok yönlü güvenlik sorunları, kalıcı barışın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. DKC'deki şiddetin artması ise, uluslararası çabaların başka yerlerde sonuç verirken, belirli bölgesel çatışmaların hedefli ve sürekli ilgi gerektirdiğini düşündürüyor. IEP'nin bulguları, terörle mücadelenin henüz bitmediğinin ve yerel krizlerin küresel güvenliği baltalayabileceğinin güçlü bir hatırlatıcısı niteliğinde.