**Brüksel –** Avrupa Birliği'nin doğu kanadında, Doğu Akdeniz'in stratejik öneme sahip adası Kıbrıs, kıtasal güvenliğin temel taşlarından birini sarsacak diplomatik bir hamleyle gündemde. Ada, AB Antlaşması'nın bugüne dek pek de adı anılmayan, ancak potansiyeli devasa olan Madde 42/7'yi işletmek için yoğun bir kulis faaliyeti yürütüyor. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in, Brüksel'de yapılacak Avrupa Konseyi zirvesinde bu konuyu bizzat masaya yatıracağı ve bölgedeki tırmanan çatışmaların, son RAF Akrotiri üssüne yönelik insansız hava aracı saldırısını da içeren bir dizi gelişmenin, AB'nin en doğusundaki üye devletin güvenliği için "inkar edilemez bir tehdit" teşkil ettiğini savunacağı öğrenildi. Bu girişim, AB içinde jeopolitik çalkantının niteliği ve kapsamı konusunda belirgin bir görüş ayrılığının olduğu bir dönemde geldi. Lefkoşa ise bu durumun sonuçlarının kendi sınırlarının ötesine taştığı konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.
Kıbrıs'ın bu denli iddialı bir duruş sergilemesinin ardında, çatışmanın etkilerinin çeşitli AB yetkililerince farklı değerlendirildiği yönündeki algı yatıyor. Cumhurbaşkanı Hristodulidis'in, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından dile getirildiği iddia edilen ve mevcut çatışmaların "Avrupa'nın savaşı" olmadığı yönündeki görüşe kamuoyunda meydan okuduğu belirtiliyor. Lefkoşa'daki hükümet çevrelerinde de yankı bulan bu söylem, Avrupa güvenlik çıkarlarının birbirine bağlılığı konusunda temel bir anlaşmazlığı gözler önüne sererek ciddi bir rahatsızlık yarattığı rapor ediliyor. Kıbrıs, başlangıçta Yunanistan, Fransa ve İtalya ile olan ikili güvenlik düzenlemeleriyle acil savunma ihtiyaçlarının karşılandığını düşünerek Madde 42/7'yi devreye sokma gereği görmese de, değişen bölgesel manzara stratejik duruşunun yeniden değerlendirilmesine neden olmuş görünüyor.
Kıbrıs'ın argümanının özü, "bir üye devlete yönelik herhangi bir tehdidin, tüm üyelere yönelik bir tehdit olarak kabul edilmesi" ilkesine dayanıyor. Cumhurbaşkanı Hristodulidis'in, Avrupa Konseyi'ndeki hitabında bu pozisyonu güçlü bir şekilde dile getirerek, karşılıklı savunma paktının devreye girmesi için destek sağlamayı hedeflemesi bekleniyor. Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, Lefkoşa'nın bu konuda olumlu bir karar almak için önemli çaba sarf ettiğini ve kolektif güvenlik mekanizmalarını güçlendirme stratejik zorunluluğunun bir göstergesi olarak aciliyet hissinin arttığını belirtiyor. Adadaki İngiliz Egemen Üs Bölgesi RAF Akrotiri'deki insansız hava aracı olayı, Kıbrıs'ın karşı karşıya olduğu doğrudan güvenlik sonuçlarının güçlü ve somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Bir üye devletin silahlı saldırıya uğraması durumunda Madde 42/7'nin potansiyel olarak devreye girmesi, Avrupa Birliği için derin anlamlar taşıyor. Bu, sağlam bir güvenlik ittifakının temel taşı olan karşılıklı yardımlaşma ve kolektif savunmaya bir bağlılık anlamına gelecektir. Madde, kuruluşundan bu yana sessizliğini korusa da, potansiyel olarak kullanılması, paylaşılan tehditlerin birleşik bir müdahale gerektirdiği yeni bir Avrupa güvenlik işbirliği döneminin altını çizecektir.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen gibi kilit AB kurumsal liderlerinden alınan yanıtların ise teşvik edici olduğu ve doğrudan tehditlerle karşı karşıya kalan üye devletlerin güvenliğini güçlendiren kararlara karşı olumlu bir eğilime işaret ettiği bildiriliyor. Bu durum, giderek daha istikrarsız hale gelen küresel bir ortamda proaktif önlemlerin gerekliliği konusunda potansiyel bir görüş birliğine işaret ediyor. Kıbrıs'ın Madde 42/7 için gösterdiği kararlı savunuculuk, yalnızca gelişmiş kişisel koruma için bir teklif değil; Avrupa güvenliğinin birbirine bağlılığının güçlü bir ifadesi ve Birliğin komşuluk ilişkilerindeki çıkarlarını korumak için daha birleşik ve kararlı bir yaklaşım çağrısıdır. Avrupa Konseyi'ndeki bu görüşmelerin sonucu, şüphesiz AB'nin kolektif savunma yeteneklerinin geleceğini ve dış güvenlik zorluklarına vereceği yanıtı şekillendirecektir.