Ortadoğu'da alevlenen çatışmalar, küresel hava trafiğini altüst ederken enerji piyasalarında da büyük bir dalgalanmaya neden oluyor. Üçüncü haftasını geride bırakan bu gerilim, uluslararası havayollarını harekete geçirdi. Yunanistan'ın bayrak taşıyıcısı airBaltic'in yanı sıra Kanada ve İspanya gibi ülkelerin ulusal havayolları da bölgeye yönelik çok sayıda uçuşunu askıya almak zorunda kaldı. Bu durum, on binlerce yolcunun planlarını iptal etmesine ve belirsizlik içinde kalmasına yol açtı.
Kıbrıs, bu olumsuz tablodan en çok etkilenen yerlerden biri oldu. Larnaka ve Baf havalimanlarında hava trafiğinde gözle görülür bir düşüş yaşandı. Ancak son gelişmeler, toparlanma işaretleri de veriyor. Lufthansa Grubu şirketleri, British Airways, easyJet ve Emirates gibi önemli havayolları seferlerini yeniden başlatmaya başladı. Özellikle Emirates'in Larnaka-Dubai hattını yeniden açması, bazı operasyonlar için normalleşme yönünde atılmış dikkat çekici bir adım oldu. Pazartesi itibarıyla Larnaka Havalimanı günlük 102, Baf Havalimanı ise 36 uçuşa ev sahipliği yapıyordu.
Bu jeopolitik sarsıntılar, sadece havacılık sektörünü değil, küresel enerji dinamiklerini de derinden etkiliyor. Brent petrol fiyatları, savaşın başlangıcındaki varil başına yaklaşık 72 dolardan 9 Mart'ta 120 dolara kadar tırmandı, ardından 13 Mart itibarıyla varil başına 100 doların hemen üzerine yerleşti. Bu sert dalgalanmanın temel nedeni, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki enerji altyapısına yönelik saldırılardan kaynaklanan arz kesintisi korkuları. Dubai'ye yönelik İran'dan gelen bir insansız hava aracı saldırısı raporları ve İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki stratejik petrol tesislerine ve ABD çıkarlarına yönelik açık tehditleri, bu endişeleri körükledi. MarketPulse analisti Zain Vawda, çatışmaların daha da şiddetlenmesi halinde petrol fiyatlarının yüksek seyrini sürdürme potansiyeli olduğunu belirterek, durumun hassasiyetine dikkat çekti.
Deniz geçiş güzergahlarının stratejik önemi de bir kez daha ön plana çıkıyor. Küresel nakliyat için kritik bir boğaz olan Bab el-Mandeb, Yemen'deki Husi güçlerinin çatışmalara daha derinlemesine dahil olması halinde potansiyel bir alevlenme noktası olarak görülüyor. Enerji varlıklarına yönelik ek saldırı ihtimali ve eski Başkan Trump gibi isimlerin çelişkili açıklamalarından kaynaklanan öngörülemezlik, yatırımcılar için derin bir belirsizlik ortamı yarattı.
Enerji piyasalarındaki bu karamsarlığa rağmen, hisse senedi piyasalarında bir miktar iyimserlik de görülüyor. Örneğin, Avrupa borsaları Çarşamba günü sona eren üç günlük rallisiyle direnç gösterdi. Bu yükselişin kısmen petrol arz endişelerinin hafiflediği algısına bağlanması, yatırımcıların kısa vadeli jeopolitik risklerin ötesine bakmasına olanak tanıdı. Asya borsaları da toparlanma gösterirken, ABD doları aynı dönemde zayıfladı ve Euro, Japon Yeni, Sterlin, Avustralya Doları ve Yeni Zelanda Doları gibi para birimleri değer kazandı. Bu karmaşık faktörler bütünü, Ortadoğu çatışmasının incelikli ve geniş kapsamlı sonuçlarını ortaya koyuyor; bölgesel istikrarsızlığın küresel ekonomileri nasıl etkileyebileceğini, uçak seferlerinden benzin fiyatlarına kadar her şeyi nasıl değiştirebileceğini gösteriyor. Önümüzdeki haftalar, bu yüksek gerilim döneminin kalıcı bir krize mi yoksa geçici bir piyasa düzeltmesine mi dönüşeceğini belirlemede kritik olacak.