Kıbrıs sorununa yeni ve dijital bir boyut eklendi. Bir Polonyalı üst düzey diplomatik yetkili, Türkiye'yi ve Kıbrıs'ın kuzeyinde faaliyet gösteren kurumları, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni istikrarsızlaştırmayı amaçlayan sofistike bir dezenformasyon ve propaganda kampanyası düzenlemekle suçladı. Lefkoşa'da gazeteciler için düzenlenen özel bir brifingde dile getirilen iddialar, sosyal medya manipülasyonunu, bölünmüş Akdeniz adası üzerindeki köklü jeopolitik anlaşmazlıkta güçlü bir araç olarak çerçeveliyor.
Polonya Büyükelçiliği tarafından düzenlenen bir çalışma yemeğinde yapılan açıklamalara göre, kampanyalar toplum içinde **nifak tohumları ekmek** üzere titizlikle tasarlanmış. Yetkili, bu operasyonların çok yönlü hedeflerinin olduğunu öne sürdü: Kıbrıslılar arasında korku ve şüphe aşılamak, ülkenin bölgedeki itibarını aşındırmak, iç toplumsal güveni zedelemek ve uluslararası diplomatik algıları çarpıtmak. Sunuma göre özel bir amaç ise, sadece Ankara tarafından tanınan kuzeydeki Türk varlığının tanınmasını teşvik etmek.
Operasyonel olarak, çabanın belgelenmiş bir hassasiyeti istismar ederek sosyal medya platformlarına yoğunlaştığı belirtiliyor. Diplomat, Kıbrıslıların yüzde yetmişten fazlasının haberleri birincil olarak sosyal medyadan aldığını gösteren son bir araştırmaya atıfta bulundu. Bu oranın Polonya'dakinden kayda değer ölçüde yüksek olduğunu vurgulayan yetkili, bu ağır bağımlılığın etki operasyonları için verimli bir zemin yarattığını ileri sürdü. Vurgulanan somut örnekler arasında, Yunan Ortodoks kültürüne düşman anlatılarla iç içe geçmiş göçmen karşıtı söylemlerin yayılması ve Ukrayna'daki savaşa, özellikle de yaptırımlar ve jeopolitik ittifaklara ilişkin yanıltıcı içeriklerin dağıtılması yer aldı.
Tespit edilen yaygın bir taktik ise, Kıbrıs hükümetinin stratejik bir şekilde dış güçlerin kuklası olarak resmedilmesi. "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni dış güçlere bel bağlayan bir devlet olarak tanımlamaya çalışıyorlar" diyen yetkili, ulusal egemenliği baltalamayı hedefleyen bir anlatıya işaret etti. Polonyalı temsilci, bu iddiaları, Polonya'nın son güvenlik olaylarının ardından yaşadığı gibi düzenlenmiş dijital yanlış bilgilere yönelik kendi deneyimlerine atıfta bulunarak bağlama oturttu ve bunu **Avrupa'nın ortak bir sorunu** olarak nitelendirdi.
Bu suçlamalar, onlarca yıllık Kıbrıs sorununa yeni bir dijital boyut katıyor. Geleneksel diplomatik ve askeri pozisyon almaların ötesinde, kamuoyu için bir gölge savaşın çevrimiçi ortamda yürütüldüğünü ima ediyor. Bir AB üyesi devletin, bir NATO müttefiki tarafından yürütüldüğü iddia edilen bir dezenformasyon kampanyasının hedefi olması, Avrupa Birliği güvenlik politikası için önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye benzer suçlamaları geçmişte reddetmiş olsa da, bir Avrupalı diplomat tarafından konunun bu şekilde kamuoyuna açılması, AB çevrelerinde hibrit tehditlere yönelik endişelerin arttığına işaret ediyor. Bu durum, dijital platformların bilgi alanına hakim olduğu toplumlarda medya okuryazarlığı ve sağlam doğrulama mekanizmalarının artan önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.