Strovolos Belediyesi sınırları içinde, yüzyıllara meydan okuyan bir su haznesi, altyapı ve kültürel miras çatışmasının tam ortasında kaldı. 19. yüzyılın başlarından kalma, orijinal haliyle sapasağlam ayakta duran bu yapı, Strovolos Caddesi ile Başmelek Mihail Caddesi’ni birleştirmesi planlanan dört şeritli yeni otoyolun güzergahına takıldı. Meclis’teki ilgili komitenin de incelediği mesele, çevrecilerle devlet kurumlarını aynı safta birleştirdi: Tarihi kurtarmanın tek yolu, yolu ‘ayağa kaldırmak’ yani yapının üzerinden geçecek şekilde yükseltmek.
**Başpiskopos Kyprianos’un Mirası Tehlikede**
Haznenin tarihi önemi belgelerle sabit. 1817 civarında, Başpiskopos Kyprianos’un himayesinde inşa edilen yapı, bölge halkı için hayati bir kamu hizmeti sunuyor, suyu toplayıp dağıtıyordu. 26 metre karelik geniş alanı, yöreye özgü kireçtaşı ve dere yatağı malzemeleriyle örülmüş duvarları, dönemi için ileri sayılabilecek bir hidrolik mühendisliği projesini işaret ediyor. Ünlü 1883 Kitchener haritası da dahil olmak üzere tarihi haritalar, haznenin yüzyıllardır bu coğrafyanın bir parçası olduğunu kanıtlıyor. Bugün Strovolos lineer parkı içinde, Başpiskopos Kyprianos müzesine bir taş atımı mesafede duran yapı, bölgenin tarımsal geçmişine ve kalkınma hikayesine ışık tutan somut bir bağ.
**“Ciddi Bir Tarihi Yanlış Olur”**
Kriz, yeni otoyolun planının haznenin tam üzerinden geçecek şekilde çizilmesiyle patlak verdi. Konu Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na taşındı ve ardından Eski Eserler Dairesi, Bayındırlık Dairesi ve Şehir Planlama Dairesi gibi kurumların incelemesine açıldı. Yapılan ortak değerlendirme, çevreci grupların argümanlarıyla örtüşerek alanın telafi edilemez değerinin altını çizdi. Çevre Hareketi Partisi Genel Sekreteri Katerina Hadjistylli, durumu net bir şekilde özetledi: Hazneyi yola feda etmenin “ciddi bir tarihi yanlış ve ülkemizin kültürel mirasına bir darbe” olacağını vurguladı. Hadjistylli, yapıya halk arasında tarih boyunca “despot’un suyu” denildiğini hatırlatarak, haznenin taşıdığı derin sosyal ve kültürel anlamı da hatırlattı.
**Yol mu, Tarih mi? Karar Yakın**
Resmi olarak da kabul görmeye başlayan önerilen çözüm, bir mühendislik uzlaşısı: Otoyolun kotunu yükselterek, altındaki tarihi yapıyı koruyacak bir üst geçit inşa etmek. Teknik olarak mümkün görünen bu seçenek, projenin yeniden tasarlanmasını, muhtemelen maliyet ve zamanlamanın da gözden geçirilmesini gerektiriyor. Diğer seçenek ise orijinal plana sadık kalmak; bu da iki asırdan fazla zamandır ayakta kalmayı başarmış nadir ve bütünlüklü bir anıtın toprağa karışması anlamına geliyor.
Önümüzdeki günlerde verilecek karar büyük önem taşıyor. Modern trafik çözümlerinin aciliyeti ile yenilenemez tarihi bir varlığın korunması gerekliliği karşı karşıya. Sonuç, Kıbrıs’ın ilerleme ile muhafaza arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair bir emsal teşkil edecek. Devlet kurumları tartışadursun, Strovolos su haznesinin kaderi ipince bir çizgide asılı. Bu vaka, çağdaş altyapının, tarihin kalıcı ayak izleriyle uyum içinde var olmak için nasıl dönüşebileceğinin bir testi niteliğinde. Unutulmamalı ki, beton her zaman dökülebilir, ancak kaybolan tarih asla geri getirilemez.