**Kudüs** – Bölgedeki gerilimlerin tırmandığı ve İran ile vekillerinden kaynaklanan saldırıların sürdüğü bir ortamda, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, ülkenin balistik füze savunma sistemlerinin stoklarında kritik bir tükenme olduğu yönündeki haberleri kesin bir dille yalanladı. Bakan ayrıca, İsrail'in Lübnan ile doğrudan diplomatik müzakerelere girmeye hazırlandığı iddialarını da reddetti.
Saar'ın bu açıklamaları, Amerikan haber kuruluşu Semafor'un, adını açıklamak istemeyen bir ABD yetkilisine atıfta bulunarak İsrail'in Washington'a savunma füzelerindeki alarm verici derecede düşük seviyeleri bildirdiği yönündeki haberine doğrudan bir karşı çıkış niteliği taşıyor. Bu iddia edilen eksiklik, özellikle İsrail'in iki haftadan uzun süredir yoğun hava saldırılarına maruz kalması göz önüne alındığında önemli bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor. Şubat sonlarından bu yana İran'ın İsrail'e yaklaşık 300 balistik füze ve yüzlerce insansız hava aracı fırlattığı, füzelerin yaklaşık yarısının misket bombaları taşıdığı bildiriliyor. Bu fırlatma sıklığı ilk günlere göre belirgin bir düşüş gösterse de, füzelerin ve dronların sayısı İsrail'in hava savunma kabiliyetleri üzerindeki muazzam baskıyı gözler önüne seriyor.
Bölgesel güvenlik manzarasının karmaşıklığına ek olarak, İran destekli Hizbullah örgütü de 2 Mart'tan itibaren Lübnan'dan İsrail'e roket saldırıları başlattı. Bu tırmanışın, İran'ın dini liderinin, ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş olarak tanımlanan sürecin başında öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştiği belirtiliyor. Bu çok yönlü tehditlere yanıt olarak, İsrail askeri kaynakları da füze savunma kapasitesinde herhangi bir eksiklik olmadığını kamuoyu önünde reddederek, silahlı kuvvetlerin uzun süreli bir çatışmaya hazırlıklı olduğunu teyit etti.
Dahası, Bakan Saar'ın Lübnan ile olası doğrudan görüşmelere ilişkin dolaşan haberleri de reddettiği görüldü. İsrail gazetesi Haaretz'in adını vermediği iki kaynağa dayandırdığı bu haberler, gerilimi azaltma çabası olarak bu tür görüşmelerin araştırıldığını öne sürüyordu. İsrail Ordu Radyosu da Başbakan Binyamin Netanyahu'nun eski bakanı ve güvendiği isimlerden Ron Dermer'in, Lübnan ile ilgili diplomatik yolları araştırmak üzere yakın zamanda Suudi Arabistan'ı ziyaret ettiğini bildirmişti. İsrail savunma çevrelerindeki hakim görüş, Bakan Saar tarafından da dile getirildiği üzere, Lübnan ile herhangi bir diplomatik temasın, Hizbullah'a karşı yürütülen mevcut askeri harekat tamamen sonuçlanmadan değerlendirilmeyeceği yönünde.
Özellikle füze stoklarındaki eksikliklere ilişkin bu haberlerin doğruluğu, yoğun hava savaşının stratejik sonuçlarını vurgulayarak büyük ilgi gördü. Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) daha önce de bu tür sürekli tehditlere karşı güçlü hava savunma sistemlerini sürdürmenin getirdiği mali ve lojistik yükler konusunda uyarıda bulunmuştu. Dışişleri Bakanı'nın güçlü reddiyesi, İsrail'in savunma duruşu konusundaki endişeleri gidermeyi ve müttefiklerini operasyonel hazırlığına ikna etmeyi amaçlasa da, ısrarlı iddialar mevcut güvenlik ortamının ciddiyetini gözler önüne seriyor. Askeri eylem ile diplomatik çözümlerin araştırılması arasındaki etkileşim, İsrail'in değişken bir bölgesel tiyatroda yol alırken hassas bir denge kurmasını gerektiriyor.