Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Saturday, March 28, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Kıbrıs'taki İngiliz Üsleri 'Sömürge Mirası' Olarak Lanetlendi

**Lefkoşa, Kıbrıs** – Kıbrıs adasındaki İngiliz askeri varlığına karşı güçlü bir itiraz yükseldi. Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları Avukatları (ELDHR) ile Kıbrıs Demokratik Avukatlar Derneği (CDLA) tarafından yapılan ortak açıklamada, adadaki İngiliz üsleri "sömürge mirası" olarak nitelendirilerek kınandı. Dernekler, 1960 yılında adanın bağımsızlığına karşılık olarak kurulan bu üslerin, Kıbrıs halkının gerçek rızası olmaksızın dayatıldığını savundu. İngiltere'nin bu topraklardaki egemenlik iddialarının hem hukuki hem de siyasi açıdan geçersiz olduğunu belirttiler.

Bu eleştirilerin temelinde, üslerin kuruluşunun tarihsel arka planı yatıyor. Kıbrıs'ın İngiliz yönetiminden bağımsızlığını kazanmasının ardından, Akrotiri ve Dhekelia Egemen Üs Bölgeleri Birleşik Krallık tarafından elde tutulmaya devam etti. ELDHR ve CDLA, bu düzenlemenin kendi kaderini tayin hakkının bir sonucu olmadığını, aksine "yeni bir hukuki biçim altında emperyalizm" olduğunu öne sürerek, üslerin sömürge gücünün demode bir uzantısı olduğuna inanıyorlar. Ayrıca bu bölgelerin Kıbrıs topraklarını böldüğünü ve adayı, dolayısıyla sakinlerini dış çatışmalara karşı savunmasız hale getirerek ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğünü zedelediğini iddia ediyorlar.

Hukuk örgütleri, Kıbrıs hükümetini üslerin varlığına boyun eğmeyi bırakmaya çağırdı. Birleşik Krallık ile üslerin nihai olarak kapatılması ve çekilmesi için açık ve kesin bir yol haritası oluşturulmasını talep ederek, uluslararası hukukun yerleşik ilkeleri uyarınca Kıbrıs'ın doğasında var olan haklarını savundular. Bu çağrı, konuya ilişkin farklı bakış açılarının ortasında geldi. Eski Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades'in daha temkinli bir yaklaşım sergilediği ve üslerin geleceğine dair görüşmelerin erken olduğunu, ideal olarak daha geniş Kıbrıs sorununun kapsamlı bir siyasi çözümüne entegre edilmesi gerektiğini belirttiği hatırlatıldı.

Uluslararası Adalet Divanı'nın 2019'da Diego Garcia adasıyla ilgili verdiği, bir askeri üs oluşturmak amacıyla toprağın ayrılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten tavsiye kararının sunduğu potansiyel gücü kabul etmekle birlikte Anastasiades, İngiltere'nin Kıbrıs pozisyonlarını tam olarak desteklemedeki tarihsel isteksizliğine de değinmişti. Bu duygu, uluslararası hukuki emsalin artık üslerin meşruiyetine meydan okumak için daha güçlü bir temel sağladığını öne sürerek, Chagos durumu ile Kıbrıs üslerinin mevcut statüsü arasında paralellik kuran mevcut hukuk grupları tarafından da yankılanmaktadır. Eski İngiltere Başbakanı David Cameron döneminde arabuluculukla sağlanan 2014 tarihli bir anlaşma, bazıları tarafından sınırlı bir taviz olarak görülen, geliştirme amaçlı üsler içindeki belirli arazi parsellerinin iadesine izin vermişti.

Ancak ELDHR ve CDLA, bu tür kademeli önlemlerin temel sorunu ele almaktan uzak olduğunu savunuyor. "Kıbrıs'ın bu sömürge mirasını uluslararası platformlarda sorgulamak ve tam bir dekolonizasyon talep etmek için her hakkı vardır" diyerek, sömürge sonrası düzenlemelerin kalıcı hukuki ve siyasi sonuçlarını vurguluyorlar ve Kıbrıs sivil toplumunda tüm toprakları üzerinde tam egemenliği yeniden kazanma konusundaki artan kararlılığı işaret ediyorlar. Şimdi Kıbrıs hükümetinin bu argümanların ağırlığını değerlendirmesi ve gerçek bir dekolonizasyon özlemiyle uyumlu bir yol çizmesi bekleniyor.

← Back to Headlines