**Colombo/Washington –** Son günlerde tansiyonu giderek yükselen ABD-İran hattında kan donduran bir gelişme yaşandı. 4 Mart tarihinde Hint Okyanusu'nda, Sri Lanka'nın güney sahillerine yaklaşık 40 kilometre mesafede seyreden İran savaş gemisi *Iris Dena*, bir ABD denizaltısının torpido saldırısı sonucu battı. Tragedya, 84 İranlı denizcinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Sri Lanka donanması olay yerine intikal ederek 32 denizcinin kurtarılmasını sağladı ve bu kişiler şu anda ülkede tedavi altında bulunuyor. Bu vahim olay, ABD'nin İran'a yönelik artan baskısının en kanlı sayfası olarak tarihe geçti.
Hayatını kaybeden denizcilerin cansız bedenleri, Galle Ulusal Hastanesi'nin soğuk hava depolarında tutuluyordu. Cuma günü, polis eskortu eşliğinde Mattala Rajapaksa Uluslararası Havalimanı'na nakledilen naaşlar, İran'a nakledilmek üzere törenle uğurlandı. ABD Savunma Bakanlığı, olayı doğrulayarak İran gemisine isabet anını gösterdiği iddia edilen video görüntülerini kamuoyuyla paylaştı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in "sessiz ölüm" olarak nitelendirdiği bu denizaltı saldırısı, deniz savaşlarının ne denli gizli ve acımasız olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Krizin tırmanışına yeni bir boyut katan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın hayati önem taşıyan petrol merkezi Kahrg Adası'na yönelik "güçlü bombalama" operasyonlarının sorumluluğunu üstlendi. Deniz saldırısının duyurulmasından saatler sonra yaptığı açıklamalarda Trump, İran ile olan düşmanca etkileşimlerinde "zaman çizelgesinin çok ilerisinde" olduklarını ve İran güçlerinin "kırıp geçildiğini" iddia etti. Gazetecilerin sorularına verdiği bu yanıtlar, ABD'nin İran'ın ekonomik ve askeri kapasitesini felç etmeyi amaçlayan kasıtlı ve agresif bir strateji izlediğini gösteriyor. Petrol tesislerini hedef alma tehdidi, özellikle Hürmüz Boğazı'nın herhangi bir şekilde engellenmesi durumunda Trump'ın söylemlerinde sıkça yer bulmuştu.
*Iris Dena*'nın batırılması ve Kahrg Adası'na yönelik saldırılar, düşmanlıkların elle tutulur bir şekilde yoğunlaştığının göstergesi. İran için sonuçlar ağır; sadece insan hayatı ve donanma gücü kaybı değil, aynı zamanda ABD'nin emsal teşkil edebilecek bir eylemiyle karşı karşıya kalma ihtimali. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, güçlü bir kınama ile "ABD, ortaya koyduğu emsalden acı bir şekilde pişmanlık duyacaktır" diyerek tepkisini dile getirdi. Bu duygu, İran'ın ABD eylemlerini uluslararası normların ihlali ve daha da öngörülemeyen tepkilere yol açabilecek tehlikeli bir tırmanış olarak algıladığını vurguluyor.
Bu deniz müdahalesinin stratejik sonuçları dikkate değer. Küresel ticaretin can damarı ve jeopolitik rekabetin merkezi olan Hint Okyanusu, doğrudan ve ölümcül bir hesaplaşmanın sahnesi haline geldi. ABD'nin denizaltı filosu aracılığıyla güç projeksiyon kapasitesi ve İran'ın kilit altyapısına yönelik saldırı düzenleme istekliliği, uzun süredir devam eden çatışmada yeni bir aşamaya işaret ediyor. Uluslararası toplum bu olayların sonuçlarıyla boğuşurken, odak noktası olası yeni misillemeler ve bölgesel istikrar üzerindeki daha geniş etkiler. İran'ın ana petrol ihracat terminali olan Kahrg Adası'ndaki gelişmeler, küresel enerji piyasaları ve daha geniş çaplı bir çatışma potansiyeli hakkında ciddi endişelere yol açıyor.