İran ile ABD ve İsrail liderliğindeki koalisyon güçleri arasındaki tırmanan gerilim, küresel enerji piyasalarında derin bir şoka neden oldu. Stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın kapatılması tehdidiyle birlikte, dünya ekonomisinin can damarı olan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzı ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Müstakbel bir "kıyamet senaryosu" kapıda dersek, abartmış olmayız.
İran'ın, ABD ve İsrail'in ülkesine yönelik saldırılarına misilleme olarak boğaza mayın yerleştirmesi ve ticari gemi geçişini engelleme uyarısı, piyasalarda panik havası estirdi. Nitekim, son iki haftada çatışmaların başlamasının ardından Brent petrolünün varil fiyatı %42 gibi akıl almaz bir artışla 102.90 dolara fırladı. Bu durum, piyasanın içinde bulunduğu tedirginliğin somut bir göstergesi.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise durumu "insanlığın şimdiye kadar karşılaştığı en büyük enerji tedarik kesintisi" olarak nitelendiriyor. Bu kaos ortamında Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Irak ve Katar gibi bölgenin önde gelen enerji üreticileri de üretimlerini kısmak zorunda kaldı. Bu da arzı daha da daraltarak fiyatları daha da yukarı çekti.
Küresel çapta yankıları hissedilen bu kriz, enerji ithalatına bağımlı ülkeleri sarsıyor. Artan yakıt fiyatları ve kıtlıklar, işletmeleri ve hane halklarını zor durumda bırakıyor. Gıda enflasyonunun da enerji maliyetleriyle birlikte artması, küresel ekonomik istikrar için çifte tehdit oluşturuyor.
Hükümetler, bu durumu hafifletmek için çareler arıyor. Yakıt sübvansiyonları, fiyat tavanları ve acil durum stoklarından petrol salınımı gibi adımlar atılıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Rusya petrol ihracatına yönelik yaptırımları gevşetmesi de küresel arzı destekleme çabalarının bir parçası.
Ancak krizin insani boyutu da göz ardı edilemez. Birleşmiş Milletler yetkilileri, Hürmüz Boğazı üzerinden insani yardım sevkiyatının engelsiz geçişi için acil çağrıda bulunuyor. "Yollar kapandığında ve maliyetler yükseldiğinde, ulaştırabileceğimiz yardım azalır ve en çok ihtiyacı olanlar ilk kaybedenler olur" uyarısı, krizin en savunmasız kesimler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Avrupa ülkeleri diplomatik çabalarını artırırken, Güney Kore ve Mısır gibi ülkeler de kendi önlemlerini alıyor. JP Morgan'dan Natasha Kaneva'nın da altını çizdiği gibi, "ithalatçılar yakıt tedarikini ne kadar süreyle sürdürebilir?" sorusu, bu küresel enerji krizinin bir an önce çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor.