**NEW YORK –** Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde çarşamba günü yapılan güçlü bir açıklamayla Kıbrıs, İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmaların tırmandığı bir dönemde, Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz bağlılığını kesin bir dille yeniden teyit etti. BM nezdindeki Kıbrıs Daimi Temsilcisi Büyükelçi Maria Michael, adanın doğusundaki komşusunda yaşanan durumun kendileri için "uzak bir mesele olmadığını" vurgulayarak, Nicosia'nın derin endişelerini dile getirdi.
Sosyo-ekonomik sorunlarla boğuşan Lübnan'daki giderek ağırlaşan duruma dikkat çekmek üzere toplanan Güvenlik Konseyi'nde konuşan Büyükelçi Michael, İsrail'in Hizbullah'ın süregelen saldırılarına karşılık artan askeri operasyonlarının insani sonuçlarına dair Kıbrıs'ın kaygılarını öne çıkardı. İsrail'in kendini savunma hakkını tanıdıklarını belirten Kıbrıs, Hizbullah'ın provokasyonlarını da kesin bir dille kınayarak, gerilimin düşürülmesinin aciliyetini vurguladı.
Kıbrıs, özellikle Lübnan hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme yönündeki girişimlerini güçlü bir şekilde desteklediğini ifade etti. Bu kapsamda, resmi ordunun yetki alanı dışındaki tüm silahlı grupların kontrolünün pekiştirilmesi ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik çabalara işaret edildi. Bu duruş, Lübnan'ın kendi güvenliğini ve iç işlerini yönetebilen, birleşik ve egemen bir ülke olması yönündeki uluslararası çağrılarla da örtüşüyor.
Fransa'nın talebiyle toplanan ve Bahreyn, Danimarka, Yunanistan, Letonya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin desteklediği oturumda, durumun aciliyeti hissedildi. BM yetkilileri, potansiyel kitlesel yerinden edilmeler ve sivil kayıpların önemli ölçüde artması yönünde ciddi uyarılar yaparak, gelişen insani krizin kasvetli bir tablosunu çizdi. Sunulan yeni veriler, Lübnan'ın etkilenen bölgelerinde 977 bin 200 iç göçmenin olduğunu ve aralarında Lübnanlı ve İranlıların da bulunduğu yaklaşık 17 bin 700 kişinin komşu ülkelere sığındığını ortaya koydu.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile yakın diplomatik temaslarını sürdürmesi, bu karmaşık jeopolitik dönüm noktasında ikili ilişkilerin stratejik önemini gözler önüne seriyor. Kıbrıs'ın Lübnan'a coğrafi yakınlığı, krizin aciliyetini ve doğrudan etkisini kaçınılmaz kılıyor.
Kıbrıs'ın hissiyatına tercüman olan Yunanistan da, sivil halkın korunması için acil çağrı yaparak Hizbullah'ın derhal silahsızlandırılmasını istedi. Atina, Lübnan'ı başlatmadığı bir çatışmanın kurbanı olarak tanımlarken, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı ve mevcut 2024 ateşkes anlaşmasının kapsamlı bir şekilde uygulanmasını talep etti.
Büyükelçi Michael'ın "Kıbrıs için Lübnan uzak bir mesele değildir" sözü, adanın bölgesel istikrarın ne kadar iç içe geçtiğine dair derin anlayışını özetliyor. "Sivil halkın korunması her zaman sağlanmalı ve uluslararası insancıl hukuka tam olarak saygı gösterilmelidir" şeklindeki kapanış yorumları, uluslararası toplumun bu ciddi krize vereceği yanıtı yönlendirmesi gereken temel ilkelerin güçlü bir hatırlatıcısı oldu. Bu gelişmeler, gerilimi düşürmek, sivil hayatları korumak ve Lübnan'ın egemenliğini ve kurumsal gücünü pekiştirmek için acil ve ortak bir diplomatik çabaya duyulan ihtiyacı vurguluyor.