**PAPPHOS, KIBRIS** – İran'a bağlı grupların Kıbrıs'a yönelik son insansız hava aracı ve füze saldırıları, Avrupa liderlerinin adaya yönelik kenetlenmiş desteğini gözler önüne serdi. Bu dayanışma, Kıbrıs'ın Avrupa güvenliği açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha vurguladı. Paphos'ta bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Kıbrıs saldırıya uğradığında, tüm Avrupa saldırıya uğramıştır" diyerek, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides'in "Kıbrıs'ın güvenliği, Avrupa'nın güvenliği demektir" şeklindeki sözlerine güç kattı. Bu deklarasyon, bölgedeki gerilimin tırmanmasıyla birlikte, hayati önem taşıyan deniz ticaret yollarını ve Avrupa çıkarlarını korumak amacıyla yapılan somut askeri konuşlandırmalar ve AB deniz operasyonlarının güçlendirilmesiyle desteklendi.
Orta Doğu'daki tansiyonun yükselmesiyle birlikte, İran'ın vekil güçleri tarafından gerçekleştirildiği düşünülen bu hava saldırıları, Avrupa Birliği'nde endişe dalgaları yaratarak güçlü ve acil bir tepkiyi tetikledi. Özellikle Fransa, Doğu Akdeniz'deki askeri varlığını gözle görülür biçimde artırdı. Fransa'nın "Charles de Gaulle" uçak gemisi ve savaş grubunun Kıbrıs yakınlarında konuşlanması, güç gösterisi ve caydırıcılık amacı taşıyor. Ayrıca Fransa, küresel ticaret ve enerji güvenliği için kritik öneme sahip Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'nı devriye gezecek ek deniz unsurları taahhüdünde bulundu. Bu önemli konuşlandırma, ticari gemileri saldırılardan korumak amacıyla bu yıl başlatılan ve aciliyeti artan AB "Aspides" Operasyonu'nun güçlendirilmesiyle de yakından ilişkili.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Christodoulides ile birlikte bulunan Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis de Yunanistan'ın sarsılmaz desteğini teyit ederek, "Aspides" Operasyonu'na daha fazla katılım sözü verdi. Bu üçlü etkileşim, özellikle Aralık ayında savunma işbirliği anlaşmasıyla sağlamlaşan Fransa ve Kıbrıs arasındaki derinleşen stratejik ortaklığı ortaya koyuyor. Bu koordineli askeri eylemler sembolik olmanın ötesinde, uluslararası ticaretin temel taşı olan ve son çatışmalarla ciddi şekilde tehlikeye giren seyir serbestisini güvence altına almaya yönelik ortak bir çabayı temsil ediyor. Avrupa'nın bu artan angajmanının sonuçları önemli. Bölgesel güvenlik konusunda daha pasif bir tutumdan uzaklaşarak, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın Avrupa güvenliği ve refahı üzerinde doğrudan etkileri olduğunun giderek daha fazla farkına varıldığını gösteriyor. Askeri unsurların görünür konuşlandırılması ve AB operasyonlarının güçlendirilmesi, sadece deniz rotalarını korumakla kalmayıp, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara yönelik net bir mesaj niteliği taşıyor. Kıbrıs'a yönelik saldırılara verilen tepki, küresel güvenliğin birbirine bağlılığının, Avrupa'nın çevresindeki tehditlerin özünde Avrupa'nın kendisine yönelik tehditler olduğunu çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor.