**Beyrut, Lübnan** - Hafta sonu sabaha karşı Beyrut'ta yaşananlar, Orta Doğu'daki tansiyonun ne denli yükseldiğinin acı bir göstergesi oldu. İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut ve güney banliyölerinde İslami Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) bağlı Kudüs Gücü'nün üst düzey komutanlarını hedef alan bir insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirdiğini doğruladı. Bu operasyon, İsrail'in Hizbullah'a yönelik yürüttüğü kampanyanın kapsamını önemli ölçüde genişleterek, Lübnan'ı giderek daha fazla bölgesel gücü içine çeken bir çatışmaya daha derinlemesine çekiyor.
İsrail askeri sözcülerinin yaptığı açıklamalara göre, hedef alınan kişilerin İsrail ve halkına yönelik terör operasyonlarını organize etmekte kilit rol oynayan ve aynı zamanda IRGC bünyesinde görev yapan şahıslar olduğu belirtildi. İsrail askeri temsilcisi Nadav Shoshani tarafından yapılan bu açıklama, İsrail'in operasyonel menzilini Beyrut'un kalbine kadar genişletmesinin gerekçesini ortaya koyuyor. Saldırı, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların geçen hafta yeniden alevlenerek şiddetlendiği bir dönemin ardından geldi. Lübnan, bu daha geniş çaplı yangına Pazartesi günü resmi olarak dahil olmuş ve karşılıklı misilleme eylemleri döngüsünü başlatmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, tırmanan şiddetin insani bedelini titizlikle belgeliyor. Pazar gününe kadar olan verilere göre, İsrail ordusunun bu hafta başında Hizbullah'a karşı başlattığı operasyonların ardından Lübnan'da hayatını kaybedenlerin sayısı yaklaşık 400'e yaklaştı. Yaralı sayısı ise 1.100'ü aşarken, hem ölümlerde hem de yaralanmalarda çocuk ve kadınların oranı dikkat çekici derecede yüksek. Lübnan Sağlık Bakanı Rakan Nasser, İsrail'in askeri altyapıyı hedef aldığı iddialarını sert bir dille reddederek, "Saldırılar iddia ettikleri gibi askerleri ve askeri tesisleri değil, sivilleri hedef alıyor" dedi.
Beyrut'taki son saldırı, İsrail'in güney ve doğu Lübnan'a yayılan geniş çaplı askeri eylemlerinin bir parçası. Geçen hafta doğu Lübnan'da düzenlenen ve 41 kişinin hayatını kaybettiği nadir bir hava saldırısı da bu eylemler arasında yer alıyor. Lübnan sınırlarının ötesinde de bu tırmanan çatışmanın yankıları hissediliyor. İsrail, İran içindeki askeri tesislere de saldırılar düzenlerken, daha geniş jeopolitik arenada Irak'taki ABD tesislerini hedef alan roket ve insansız hava aracı saldırıları da bölgedeki kırılgan dinamikleri gözler önüne seriyor. Hatta Kıbrıs adası bile, İngiliz üslerini hedef aldığı bildirilen insansız hava araçlarının kökeniyle ilgili anıldı.
İsrail ordusu, devam eden çatışmalarda yaklaşık 200 Hizbullah militanının öldürüldüğünü tahmin ediyor. Ancak Lübnan yetkililerinin bildirdiği sivil kayıpların boyutu, sivil nüfus üzerindeki yıkıcı etkiyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. İran destekli militan grup Hizbullah'ın İsrail'e yönelik yoğun füze atışlarının ardından patlak veren çatışma, şimdi daha geniş ve tehlikeli bir bölgesel hesaplaşmaya dönüşmüş görünüyor. Beyrut'ta İranlı komutanların kasıtlı olarak hedef alınması, İsrail'in düşmanlarının komuta ve kontrol yapılarını bozmak için hesaplı bir hamlesini işaret ediyor, ancak aynı zamanda Orta Doğu'da daha geniş ve felaketle sonuçlanabilecek bir çatışma riskini de artırıyor. Önümüzdeki günler, diplomatik yollarla bu tehlikeli durumun nasıl yatıştırılabileceğini veya bölgenin daha fazla kan gölüne mi mahkum olacağını belirlemede şüphesiz kritik öneme sahip olacak.