**Basra Körfezi'nde tırmanan çatışmalar, küresel deniz ticaretini ciddi bir krize sürükledi. Dünyanın petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği hayati önemdeki Hürmüz Boğazı, dördüncü gününe girerken fiilen ulaşıma kapandı. Bir "yasak bölge" haline gelen boğaz, denizcilik devlerini ve uluslararası enerji kuruluşlarını alarma geçirdi. Bu kesinti, ham petrol fiyatlarını fırlattı; Batı Teksas (WTI) petrolü %6'dan fazla yükselerek 2025 ortasından beri görülmeyen 75 dolar seviyesini aştı.**
Olayların fitilini ateşleyen, ABD ve İsrail tarafından yapıldığı bildirilen İran askeri hedeflerine yönelik koordineli saldırılar oldu. İran'dan gelen karşı hamleler ve "boğazdan geçmeye cüret eden her gemiyi ateşe vereceğiz" şeklindeki tehditkar açıklamalar, denizcilik otoritelerini ve birçok taşıyıcı firmayı tüm trafiği durdurmaya zorladı. Sonuç olarak, çoğu Yunan bayraklı ve Yunan denizciler taşıyan düzinelerce gemi, Körfez ve açık denizlerde mahsur kaldı. Yunanistan Denizcilik Bakanı Vassilis Kikilias, derin endişesini dile getirerek, "Bu çok endişe verici ve kaygı uyandırıcı. Küresel denizciliğin savaş çatışmalarının dışında kalmasını dilerdim. Küresel ticaret, herkesin ihtiyacı olan bir şey. Denizciler ise elbette suçlu değil" dedi.
Bu krizin etkileri anında ve geniş çaplı oldu. Küresel enerji altyapısının bel kemiği konumundaki Suudi Aramco'nun Ras Tanura rafinerisi, bir drone saldırısı sonrası operasyonları askıya aldı. Katar, dünyanın önde gelen sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı olmasına rağmen, hedef alınan bir hava saldırısı nedeniyle en büyük LNG tesisindeki üretimi durdurmak zorunda kaldı. Petrol ve doğalgaz arzına vurulan bu çift darbe, özellikle Rusya ve İran petrolüne uygulanan yaptırımların zaten günde yaklaşık bir milyon varili piyasadan çektiği düşünüldüğünde, sürmesi muhtemel kıtlık korkularını artırıyor. Goldman Sachs analistleri, petrol fiyatlarındaki mevcut jeopolitik risk priminin varil başına 18 dolara kadar çıkabileceğini öne sürerek piyasadaki önemli dalgalanmayı gözler önüne serdi.
Küresel ekonomi için daha geniş çaplı sonuçlar da kaçınılmaz. Hürmüz Boğazı'nın kapanması sadece bölgesel bir sorun değil; ekonomik refahı destekleyen uluslararası ticaretin karmaşık ağını doğrudan tehdit ediyor. Gemi sahipleri benzeri görülmemiş güvenlik endişeleriyle boğuşurken, çok sayıda gemi çatışma bölgesinin dışında demir atmış durumda. Çin gibi enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı ülkeler için bu kesintisiz durum, Katar'ın LNG tesislerinin kapanması sürerse teslim edilen doğalgaz fiyatlarında önemli bir artış anlamına gelebilir.
Geleceğe bakıldığında, görünüm hala belirsizliğini koruyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2026 yılına kadar petrol talebinde büyüme öngörse de, mevcut jeopolitik kargaşa mevcut fazla arzı hızla eritebilir. Enerji devi Vitol, petrol talebinin 2030'ların ortasında zirveye ulaşabileceğini tahmin etse de, mevcut kriz, artan jeopolitik gerilimler karşısında tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Bazı analistlerin "kaynak kıtlığı ve iddialı jeopolitik manevralar iklimi" olarak tanımladığı "vur-kaç" diplomasisi ve Venezuela petrol kaynaklarına el konulması, küresel ticaret istikrarı için kasvetli bir tablo çiziyor. Ülke çıkarlarının bölgede bulunan 325'ten fazla gemisiyle Yunanistan, vatandaşlarını geri gönderme gibi karmaşık bir görevle karşı karşıya; bu da çatışma bölgesindeki hava sahasının kapanmasıyla daha da zorlaşıyor. Son birkaç günün olayları, küresel ticaretin bölgesel istikrarla ne kadar iç içe olduğunun ve yerel bir çatışmanın ne kadar hızlı bir şekilde küresel ekonomileri etkileyebileceğinin acı bir hatırlatıcısı olarak duruyor.