Orta Doğu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik koordineli bir operasyonla başlattığı gerilimin ardından eşi benzeri görülmemiş bir tırmanışa sahne oluyor. Bölge, geniş çaplı bir çatışmanın eşiğinde sallanırken, İran'dan misilleme gecikmedi. Balistik füzeler ABD askeri tesislerini hedef alırken, Lübnan'daki Hizbullah da hava saldırılarının kapsamına dahil oldu. Bu gelişmelerin bedeli ağır oldu: Amerikan askerlerinin kaybı, hayati önemdeki ticari denizcilik yollarında hasar ve küresel petrol fiyatlarında fahiş bir artış.
Cumartesi günü başlayan ABD-İsrail operasyonunun ardında yatan gerekçe, Başkan Donald Trump'ın "tehditkar faaliyetler" olarak nitelediği ve Amerikan güçleri ile müttefiklerini tehlikeye attığı iddia edilen İran'ın eylemlerine karşı önleyici bir tedbir olduğu yönünde. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da ülkesinin bu hamlesini "İran'daki terör rejiminin varoluşsal tehdidini ortadan kaldırmak" olarak gerekçelendirdi. ABD ve İsrail'in kullandığı yöntemlerin detayları gizli tutulsa da, hedefin İran'ın kabiliyetlerini zayıflatmak olduğu açıkça ortada.
İran'ın cevabı ise anında ve sert oldu. Saatler içinde Tahran, Körfez'deki ABD askeri üslerine, Katar, Kuveyt ve BAE'deki tesislere balistik füzelerle saldırdı. İran Devrim Muhafızları, drone saldırılarıyla birlikte bu operasyonların sorumluluğunu üstlendi. Bu misillemenin sadece ABD-İsrail saldırılarıyla değil, aynı zamanda İran'ın Yüksek Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölüm haberleriyle de tetiklendiği bildiriliyor. Ancak Hamaney'in ölümünün ardındaki koşullar tam olarak aydınlatılmış değil.
Çatışma hızla İran sınırlarının dışına taştı. İsrail, Lübnan'ın güney banliyölerindeki Hizbullah mevzilerini hedef alan hava saldırıları başlattı. Bu hamle, İran destekli militan grubun İsrail'e yönelik füze ve drone saldırılarına bir yanıt olarak nitelendirildi. Çatışmanın bu şekilde genişlemesi, bölgeyi tanımlayan karmaşık ittifaklar ve vekalet savaşlarının ağını gözler önüne seriyor. BIMCO denizcilik derneği, Umman kıyılarında hasar gören tankerler ve hayatını kaybeden bir denizciyle birlikte, ticari navigasyonda ciddi aksamalar olacağı uyarısında bulundu. Bahreyn merkezli ABD Beşinci Filosu'nun ise giderek tehlikeli hale gelen deniz ortamında yüksek alarmda olduğu belirtiliyor.
Bu tırmanan çatışmanın insani maliyeti yıkıcı oldu. ABD Savunma Bakanlığı, operasyonlar sırasında üç askerin hayatını kaybettiğini ve beşinin ağır yaralandığını doğruladı. İran Devrim Muhafızları'ndan gelen raporlar ise USS Abraham Lincoln uçak gemisine yönelik bir saldırı iddiasında bulundu, ancak bu iddia ABD tarafından sert bir dille yalanlandı. Bu olaylar, Şubat ayında başlayan ve çatışmaların hemen öncesinde sonuçsuz kalan İran-ABD diplomatik temaslarının ardından yaşandı. Geçen yıl Donald Trump'ın başkanlığa dönmesi ve ABD'nin İran nükleer tesislerini bombalaması gibi önceki olaylar, bu volkanik jeopolitik iklime tuz biber ekti.
Bu şiddet dalgasının yankıları uzaklara uzanıyor. Yaşam ve altyapı üzerindeki doğrudan tehdidin ötesinde, çatışma küresel piyasalarda şok dalgaları yaratarak petrol fiyatlarının fırlamasına ve uluslararası hava trafiğinin aksamasına neden oldu. Küresel petrol sevkiyatının kilit noktası olan Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanma potansiyeli, ekonomik endişeleri daha da körüklüyor. Durum değişkenliğini koruyor ve uluslararası gözlemciler için daha geniş bir bölgesel yangının olasılığı somut bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.