Pakistan ve Afganistan arasındaki tansiyon, beklenmedik bir şekilde zirveye ulaşarak iki komşu ülkeyi "açık savaş" ilanına sürükledi. Perşembe sabaha karşı başlayan ve Cuma gününe sarkan geniş çaplı operasyonlarda Pakistan ordusu, Kabil, Kandahar ve Paktika gibi stratejik kentleri hedef alarak Afganistan topraklarının derinliklerine hava ve kara harekatları düzenledi. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif'in ifadelerine göre bu sert müdahale, "provokasyonsuz Afgan saldırılarına" karşı bir misilleme ve uzun süredir devam eden sınır ihlallerine karşı sabrın tükenmesinin bir sonucu.
Bu ani tırmanış, iki ülke arasındaki 2.600 kilometrelik engebeli sınır hattında aylardır süregelen gerginlik ve münferit çatışmaların ardından geldi. Pakistan, 2021'de Taliban'ın ülkeye dönmesini başlangıçta olumlu karşılarken, Ekim ayında uluslararası arabuluculukla sağlanan kırılgan ateşkesin ömrü kısa sürdü. İslamabad yönetimi, Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP)'nin lider kadrosunun ve önemli bir grubunun Afganistan'da barındığını, komşu ülkeyi Pakistan'a yönelik saldırılar için bir sığınak olarak kullandığını iddia ediyor. Afganistan merkezli militanların bu sözde sınır ötesi sızmaları, İslamabad'ın sert müdahalesini tetikleyen ana sebep olarak gösteriliyor.
Pakistan'ın saldırılarına karşılık olarak ise Afgan Taliban güçleri, Pakistan'ın kuzeybatısındaki Hayber Paştunhva eyaletindeki askeri tesisleri hedef alacakları "misilleme operasyonu" başlattıklarını duyurdu. Afgan tarafının henüz doğrulanmamış iddiaları, çok sayıda Pakistan askeri mevkiinin ele geçirildiği ve önemli sayıda askerin öldürüldüğü yönünde olsa da, savaşın sis perdesi altında her iki taraftaki kayıpların tam boyutu belirsizliğini koruyor. Pakistan savunma bakanının "sabrımızın tükendiği" yönündeki kesin ifadesi, Kabil'e yönelik diplomatik ve askeri tutumda köklü bir değişikliğin habercisi. Bu açık çatışma ilanı, zaten istikrarsız olan bölgeyi daha da karıştırarak geniş çaplı güvenlik endişelerini yeniden alevlendirme potansiyeli taşıyor. Diplomatik kanalların tıkanması ve arabuluculuk girişimlerinin başarısızlığı, ikili ilişkileri gölgeleyen derin güvensizliği ve çıkar ayrılıklarını gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum, bu tehlikeli yeni bölümü endişeyle izlerken, insani sonuçlar ve daha geniş bir bölgesel yangın endişeleri artıyor. Taliban'ın iktidara gelmesinin ardından bir umut ışığı olarak görülen ilişkiler, geride yıkım ve belirsizlik bırakarak demonstratif bir şekilde kötüleşmiş durumda.