Amerika Birleşik Devletleri'nin, "Epic Fury" kod adlı operasyonla İran'ın füze kabiliyetleri ve deniz kuvvetlerine yönelik başlattığı "büyük çaplı muharebe harekatları", Ortadoğu'da tansiyonu zirveye taşıdı. Diplomatik kanalların rafa kaldırıldığı bu ani ve sert hamle, bölgesel bir çatışma endişelerini körüklerken, Beyaz Saray yönetimi bu adımı İran rejiminin "yaklaşan tehditlerini bertaraf etmek" için zorunlu bir önlem olarak savunuyor. Ancak eleştirmenler, tek taraflı bu eylemin zaten kaynayan Ortadoğu'yu daha da istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulunuyor.
Başkan Trump'ın, gelişmeleri Mar-a-Lago'dan takip ettiği belirtiliyor. Operasyonun, İran'ın nükleer emelleri, balistik füze geliştirme çabaları ve Amerikalıların ölümüne yol açtığı iddia edilen terörizme verdiği destek gibi unsurlara karşı "kesin bir yanıt" olarak sunulması dikkat çekici. Haziran ayındaki İran nükleer tesislerine yönelik saldırıların ardından gelen bu yeni askeri müdahale, doğrudan yüzleşme politikasının sürdüğünü gösteriyor.
Saldırıların ilk bilançosu ise yürekleri ağza getiriyor. İran'ın güneyinde bir okulda meydana gelen ve 80'i çocuk olmak üzere 200'den fazla kişinin hayatını kaybettiği yönündeki ilk raporlar, askeri eylemlerin insani bedelini acı bir şekilde ortaya koyuyor. Daha da önemlisi, henüz doğrulanmamış olsa da, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in de operasyonda hayatını kaybetmiş olabileceği iddiaları, zaten karmaşık olan bölge siyasetine öngörülemez bir boyut katıyor.
İran'ın bu saldırılara karşılık olarak İsrail ve Ortadoğu'daki Amerikan askeri tesislerine (Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün ve Kuveyt'teki üsler dahil) saldırılar düzenlediği bildiriliyor. Pentagon, Amerikan üslerinde hasarın minimal olduğunu ve operasyonların aksamadığını belirtse de, İran'ın da hasar verme niyetini ve kabiliyetini sergilediği aşikar. Bölgedeki Amerikan askeri varlığı, şimdi giderek artan bir çatışmanın tam ortasında kalmış durumda.
Kongre'den önceden onay alınmadan böylesine büyük bir askeri operasyona girişildiği iddiası, özellikle Demokrat liderlerin sert tepkisine neden oldu. Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, "Donald Trump, İran'a saldırmadan önce Kongre'den yetki almadı. Bunun yerine, diplomasiyi terk edip devasa bir askeri saldırı başlatma kararı, Amerikan askerlerini İran'ın misilleme eylemlerine karşı savunmasız bıraktı" diyerek tepkisini dile getirdi. Bu durum, partiler arasında derin bir görüş ayrılığını gözler önüne seriyor. Kamuoyu araştırmaları da Amerikan halkının bu konuda ikiye bölündüğünü, %45'inin ABD'nin İran'ı saldırmasını onaylamadığını gösteriyor.
"Epic Fury"nin jeopolitik sonuçları derin ve geniş kapsamlı olacak. ABD ulusal güvenlik ekibi, bu durumun sonuçlarıyla boğuşurken, bölgedeki belirsizlik ve istikrarsızlık artma potansiyeli taşıyor. Hamaney'in olası ölümü durumunda İran'ın gelecekteki liderliği etrafındaki sorular, zaten tehlikeli olan bu duruma yeni bir belirsizlik katmanı ekliyor. Uluslararası toplum ise endişeyle gelişmeleri izliyor.