**Lefkoşa, Kıbrıs –** Ada'nın kalbi Lefkoşa, bu günlerde geçmişinden günümüze uzanan zengin mirasını gün yüzüne çıkaran birbirinden özel kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Orta Çağ'ın güçlü kadınlarından şehrin mimari evrimine kadar uzanan bu köklü geçmiş, hem anlamlı sergilerle hem de şehrin saklı kalmış mimari hazinelerini keşfetme fırsatı sunan bir festivalle hayat buluyor.
Şehrin tarihi dokusunu daha yakından tanımak isteyenler için "Orta Çağ Lefkoşası" sergisi, tarihi şehir meydanındaki D’Avila Burcu'nda kapılarını araladı. Venedik surlarının heybetli gölgesinde açılan bu etkileyici sergi, Elena Denores, Lucretia Lasse ve Katerina Flangi gibi üç önemli Orta Çağ kadın kahramanının yaşam öykülerine odaklanıyor. Bu kadınların kişisel hikayeleri, tarihçi ve şair Nasa Patapiou'nun duygu yüklü dizeleriyle canlanarak, tarihi olayların ardındaki insani yönü gözler önüne seriyor. Patapiou, bu kahramanların Lefkoşa ile kurduğu derin bağı şu sözlerle ifade ediyor: "Şiirlerdeki üç Lefkoşalı kahraman, sadece dönemin önemli şahsiyetleriyle değil, aynı zamanda başkentimizin yalıları, burçları, tapınakları ve diğer simge yapılarıyla doğrudan bağlantılı oldukları için Lefkoşa tarihine ışık tutuyorlar. Savaşın izlerini taşıyan bu kadınlar, 1974'ün travmaları ve yaralarıyla da doğrudan ilişkilidir." 25 Haziran'a kadar sürecek olan bu sergi, sadece tarihi anları anmakla kalmıyor, aynı zamanda 1974 olayları gibi süregelen travmaları da anlamaya ve işlemeye davet ediyor.
Bu tarihi yolculuğa eşlik eden bir diğer etkinlik ise 18-19 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan Open House Lefkoşa festivali. Şehrin mimari kimliğine odaklanan bu festival, sakinleri ve ziyaretçileri şehrin mimari mirasını farklı bir boyutta keşfetmeye davet ediyor. "Voices of the City – Open House Nicosia" adlı sivil toplum kuruluşu tarafından organize edilen ve küresel Open House Worldwide hareketinden ilham alan bu girişim, adanın önemli mimari varlıklarına erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Bu yılki festivalde, genellikle halka kapalı olan birçok mimari açıdan değerli kamusal ve özel bina, ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Katılımcıları rehberli turlar, özenle hazırlanmış mimari yürüyüşler ve şehrin gelişimine dair daha derin bir anlayış sunacak, normalde görülmesi mümkün olmayan mekanları keşfetme fırsatı bekliyor.
Festivalin kurucuları, Kıbrıs'ın önemli bir mimari mirasa sahip olduğuna ve bunun daha geniş kitlelere tanıtılması gerektiğine inanıyor. Bu düşünce, adanın tarihsel derinliğine sahip çıkan Ioannis Denores gibi isimlerin de desteğini buluyor. Lefkoşa'nın geçmişine kök salmış bir aileden gelen Denores'in kendisi, şehrin tarihiyle olan bağının bir sembolü niteliğinde. Festival organizatörleri, ETEK ve SAK gibi mimarlık alanında öncü kuruluşlarla iş birliği yaparak, hem tarihi yapıları hem de modern tasarımları kapsayan geniş bir bina seçkisi sunuyor. Bu sayede Open House Lefkoşa, profesyonel mimarlık çevrelerinin ötesine geçerek kamuoyunda bir diyalog başlatmayı ve vatandaşları kendi kentsel çevrelerini daha aktif bir şekilde keşfetmeye teşvik etmeyi hedefliyor. 1992'de Londra'da doğan ve dünya çapında 60'tan fazla şehre yayılan bu hareket, Lefkoşa'nın zengin mimari anlatısıyla daha derin bir bağ kurmayı ve daha bilinçli bir kentli profili oluşturmayı vaat ediyor.