ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemdeki dış politika hamleleri, adeta bir satranç tahtasında atılan hamleleri andırıyor. Bir yandan ulusal güvenlik gerekçesiyle yapay zeka (YZ) devi Anthropic ile tüm bağları koparırken, diğer yandan Küba ile ilişkilerde "dostane bir devralma" imasıyla ortalığı karıştırıyor. Bu iki gelişme, Trump yönetiminin hızlı, kararlı ve baskıcı dış politika anlayışının birer yansıması olarak dikkat çekiyor.
Anthropic'e yönelik yasak kararının ardında, şirketin geliştirdiği ileri düzey YZ sistemlerine erişim konusundaki anlaşmazlık yatıyor. Beyaz Saray'ın, şirketin araçlarına sınırsız erişim talebinin reddedilmesi üzerine ulusal güvenlik endişeleri öne sürülerek bu kararın alındığı belirtiliyor. Savunma Bakanı'nın "tedarik zinciri riski" olarak nitelediği bu durum, şirketin mahkemeye başvuracağını açıklamasıyla daha da alevlendi. Anthropic, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve tehlikeli bir emsal teşkil edeceğini savunuyor.
Eş zamanlı olarak Küba'ya yönelik retorik de dikkat çekici bir dönüm noktasına işaret ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun yakalanmasının ardından Trump'ın, Küba hükümetinin "tehlikeli bir durumda" olduğunu ima etmesi ve ABD'deki Kübalı sürgünlerin anavatanlarını geri alma isteğini dile getirmesi, adada tansiyonu yükseltti. Zaten Venezuela'ya uygulanan baskı nedeniyle ekonomik krizle boğuşan Küba, Venezuela'dan aldığı petrol sevkiyatının kesilmesi ve ABD'nin ambargoyu sıkılaştırmasıyla daha da zor durumda. Adada benzin gibi temel ihtiyaçlarda yaşanan kıtlık ve halk arasındaki açlık oranındaki artış, durumun vahametini gözler önüne seriyor.
Bu manevralar, ABD'nin kendi çıkarlarına aykırı gördüğü rejimleri izole etme stratejisinin bir parçası olarak okunuyor. Ekonomik baskı ve diplomatik hamlelerle hem Havana hem de Caracas üzerinde bir sıkıştırma operasyonu yürütüldüğü anlaşılıyor. Bu karmaşık denklemde, Bolivya'daki trajik uçak kazası gibi öngörülemeyen olaylar da küresel sahnenin ne kadar değişken olduğunu hatırlatıyor. Trump yönetiminin bu çok yönlü ve alışılmadık taktikleri, uluslararası ilişkilerde yeni ve belirsiz bir dönemin habercisi olarak görülüyor.