Kıbrıs'ta yenilenebilir enerji kaynakları (YEK) politikası, Sayıştay'ın hazırladığı çarpıcı bir raporla mercek altına alındı. Rapor, uygulanan politikaların bir "enerji oligopolisi" yarattığını ve devletin kasasından yaklaşık 276 milyon Euro'nun üzerinde, ödenmemiş elektrik bedeli gibi devasa zararlara yol açtığını ortaya koyuyor. Düzenleyici kurumların ve geçmiş hükümet kararlarının da sorgulandığı bulgular, seçkin bir yatırımcı grubunu zenginleştirmek için hem tüketicilerin hem de devletin Elektrik İdaresi'nin (EAC) zarara uğratıldığı bir sistemi işaret ediyor.
Sayıştay'ın araştırması, enerji düzenleyicisi Cera'nın denetiminde on yıldır süregelen bir tabloyu gözler önüne seriyor. Cera'nın kararlarının, EAC'nin yenilenebilir enerji projelerindeki katılımını engellediği, rekabeti teşvik etmek yerine birkaç özel şirketin önünü açtığı iddia ediliyor. Güneş enerjisi parkları için rekabetçi ihaleler yapılmadan izinler verildiği ve bu sayede tesis sahiplerine piyasa üstü sabit bir elektrik fiyatı garantilendiği belirtiliyor. Lisans maliyetlerinin başlangıçta düşük olup sonradan milyonlarca liraya satıldığı bu sistem, işletmelere "altın yumurtlayan tavuk" misali muazzam kârlar sağladı.
Politikanın bir diğer can alıcı noktası ise büyük ölçekli güneş enerjisi üreticilerine, EAC'nin kendi üretim maliyetlerinin hemen altında bir fiyat garantisi verilmesi. Bu durum, özel yatırımcıları piyasa dalgalanmalarından korurken, EAC'nin güneş enerjisi maliyetlerindeki küresel düşüşten (2010-2024 arası yaklaşık %90) faydalanmasını engelledi. Dünyanın geri kalanı yenilenebilir enerji harcamalarında büyük düşüşler yaşarken, Kıbrıs'ın bu avantajlardan mahrum kaldığı ve tüketicilerin artan elektrik faturalarıyla baş başa bırakıldığı raporda vurgulanıyor. Yaklaşık 420 megavatlık özel YEK kapasitesinin sadece dört veya beş yatırımcıya bu kayırıcı şartlarla tahsis edildiği belirtiliyor.
Bu iç sorunlara ek olarak, Kıbrıs'ın işgal altındaki kuzey bölgelerine sağlanan ve tahsil edilmeyen elektrik bedelleri dudak uçuklatıyor. 1964'ten beri bu bölgelere elektrik sağlanıyor ancak 2022 sonu itibarıyla tahsil edilmeyen bedel 276 milyon Euro'yu aşmış durumda. Rapor, bu sürekli finansal kanayan yaranın temelinde siyasi bir kararın yattığını gösteriyor. Özellikle Pyla köyünde Türk Kıbrıslı mülklere sağlanan elektriğin ölçülmemesi, 2022'de tek başına 1.3 milyon Euro'luk bir kayba neden olmuş. Ölçüm eksikliği, doğru faturalandırma ve tahsilatı engellediği gibi, EAC için kırılgan bir finansal durum yaratıyor ve devletin adil muamele ile devlet yardımı konularında hukuki sorunlarla karşı karşıya kalma riskini artırıyor. Sayıştay bulguları, sistemik aksaklıkların, düzenleyici kararların bilinçli veya kasıtsız olarak küçük bir iş dünyası kesiminde güç ve kâr yoğunlaşmasına yol açtığını, genel kamuoyunun ve ulusal enerji sağlayıcısının ise artan maliyetler ve ciddi finansal açıklarla yüzleştiğini resmediyor. Raporun etkileri, basit finansal yanlış yönetimden öte, yönetişim, şeffaflık ve ulusal enerji politikalarından elde edilen faydaların adil dağılımı konularında ciddi soruları gündeme getiriyor.