Sudan'da süregelen çatışmalar giderek tırmanırken, masum sivillerin hayatı adeta bir kabusa dönmüş durumda. Son dönemde sivil yerleşim alanlarına ve kritik altyapılara yönelik düzenlenen insansız hava aracı (drone) saldırıları, ülkenin içine sürüklendiği tam teşekküllü bir cehennemin kan dondurucu tablosunu çiziyor. Birleşmiş Milletler (BM), durumu büyük bir endişeyle takip ederken, bir araştırma görevi Darfur bölgesinde potansiyel savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiğini ortaya koydu. Neredeyse üç yıldır süren ve eski müttefikler arasındaki iktidar mücadelesiyle alevlenen bu savaş, Afrika'da sıradan vatandaşlar için en ölümcül çatışmalardan biri haline gelmiş durumda.
Şiddetin son dalgası, hava bombardımanlarında ürkütücü bir tırmanışa sahne oldu. Pazar yerleri, sağlık tesisleri, yardım konvoyları ve konut alanlarının kasıtlı olarak hedef alındığına dair raporlar geliyor. Bu ayrım gözetmeyen saldırılar, milyonlarca insanın yerinden edildiği ve yüz binlercesinin hayatını kaybettiği mevcut vahim durumu daha da beter hale getirdi. Özellikle Kordofan bölgesi, Nisan 2023'ten bu yana ülkeyi saran şiddetin yaygınlığını gözler önüne sererek, sürekli ve ağır insan hakları ihlallerinin odak noktası haline geldi.
Çatışmanın vahametini anlamada dönüm noktası niteliğinde bir gelişme ise bu hafta BM tarafından görevlendirilen bir araştırma misyonunun bulgularıyla yaşandı. İddia edilen vahşetleri soruşturmakla görevlendirilen misyon, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ve müttefik milisler tarafından Kuzey Darfur'un başkenti El-Faşer'in kuşatılması ve ardından ele geçirilmesinin "soykırım alametlerini" taşıdığı sonucuna vardı. Bu tanımlama, Zaghawa ve Fur etnik topluluklarını yok etme niyetini ima etmesi açısından özellikle ağır bir itham niteliği taşıyor ve 2000'lerin başında Janjaweed milislerinin gerçekleştirdiği korkunç eylemleri akla getiriyor. Misyon başkanı Mohamed Chande Othman, "Operasyonun ölçeği, koordinasyonu ve üst düzey RSF liderliği tarafından kamuoyu önünde onaylanması, El-Faşer ve çevresinde işlenen suçların rastgele savaş aşırılıkları olmadığını gösteriyor" diyerek durumu net bir şekilde ortaya koydu.
Bu yıkıcı çatışmanın kökleri, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile RSF arasındaki acı bir iktidar mücadelesine dayanıyor. Ordu komutanı Abdülfettah el-Burhan ile RSF komutanı Muhammed Hamdan Dagalo arasındaki anlaşmazlığın ardından ortaya çıkan bu bölünme, sivil nüfus için feci sonuçlar doğurarak ülkeyi yaygın yıkımın tiyatrosuna dönüştürdü. Etnik grupların kasıtlı olarak hedef alındığı suçlamalarına, meşhur Janjaweed'den evrilen RSF'nin ilerleyişi de ayrı bir boyut katıyor.
İnsani bedel ise dudak uçuklatıcı. Sadece Darfur'da, tahmini 2,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalırken, çatışma bölgede yaklaşık 300.000 kişinin ölümüne neden oldu. Son drone saldırıları bu trajediye tuz biber ekti. UNICEF, Batı Kordofan'daki bir mülteci kampına yönelik tek bir saldırıda en az 15 çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. Başka bir yerde, Kuzey Kordofan'daki bir pazar yeri 28 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir yıkım alanına dönüştü ve sadece iki günlük bir süre zarfında Kuzey ve Batı Kordofan'da ayrı drone saldırılarında 50'den fazla sivil hayatını kaybetti.
BM insan hakları şefi Volker Türk, "Tüm tarafların sivil objelere yönelik devam eden saldırıları durmalı" diyerek sert bir kınama yayınladı. Uluslararası toplum, çatışmanın ülkenin geleceğini şekillendirmeye devam etmesiyle artan bir endişeyle izliyor. Yaygın savaş suçları ve insanlığa karşı suç potansiyeli, Sudan'ın geleceği üzerinde uzun bir gölge oluşturuyor. Hayati altyapının tahrip edilmesi ve milyonlarca insanın amansız bir şekilde yerinden edilmesi, bu tırmanan insani felaketi hafifletmek için kararlı eylemlerin aciliyetini vurguluyor.