Son günlerde İsrail'in Lübnan'ın doğu ve güney bölgelerine yönelik gerçekleştirdiği hava ve drone saldırıları, bölgedeki gerilimi tırmandırarak, uzun süren bir çatışmanın ardından tesis edilen kırılgan barışı yeniden tehlikeye attı. Bekaa Vadisi ve Ain el-Helweh mülteci kampı yakınlarındaki hedefleri vuran saldırılar, ABD ve Fransa aracılığıyla varılan ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen İsrail-Lübnan sınırındaki sürekli istikrarsızlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
İsrail ordusu, operasyonlarını "ateşkes anlaşmalarının tekrar tekrar ihlaline" doğrudan bir yanıt olarak nitelendirdi. Ordu, özellikle İran destekli Hizbullah'ın komuta merkezlerine saldırdığını ve bu bölgelerin saldırıları koordine etmek için kullanıldığını iddia etti. Dahası, Hamas'ın operasyonlarında kullanılan bir komuta noktasının da etkisiz hale getirildiği belirtildi. Bu gerekçeler, Kasım 2024'teki büyük savaşın sona ermesinden bu yana neredeyse her gün yaşanan çatışmaların ortasında geldi.
En ölümcül saldırılar, Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'nde yaşandı. Lübnan resmi medyasına göre, Riyak ve Baalbek bölgelerindeki saldırılarda en az on kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında üst düzey bir Hizbullah yetkilisi de bulunuyor. Riyak'taki bir binaya düzenlenen saldırının ardından Bekaa Vadisi'ndeki can kaybı "10'un üzerinde" olarak revize edilirken, yaralı sayısı otuzu aştı. Güneyde, Sayda liman kenti yakınlarında, Ain el-Helweh kampının eteklerine düzenlenen bir İsrail saldırısı ise en az iki kişinin ölümüne neden oldu.
Bu son kayıplar, Kasım 2024 ateşkesine rağmen hız kesmeden devam eden şiddete bir yenisini ekledi. Diplomatik güçlerin arabuluculuğuyla sağlanan bu anlaşma, İsrail güçlerinin ve Hizbullah savaşçılarının güney Lübnan'dan çekilmesini ve daha fazla tırmanmayı önlemek için bir tampon bölge oluşturulmasını öngörüyordu. Aralık 2025'te İsrailli ve Lübnanlı sivil elçiler arasında gerçekleşen doğrudan görüşmeler, diplomasiye yönelik olumlu bir adım gibi görünse de, şimdi askeri eylemlerin yeniden yoğunlaşmasıyla gölgede kalmış durumda.
Bu artan saldırıların sonuçları geniş kapsamlı. Acil insani maliyetin ötesinde, yeniden alevlenen şiddet, daha önce bölgeyi kasıp kavuran daha geniş bir çatışmayı yeniden alevlendirme riski taşıyor. Komuta merkezlerinin hedef alınması, İsrail tarafından devam eden tehditlere karşı savunma önlemi olarak gerekçelendirilse de, intikam döngüsünü daha da derinleştiriyor. Militan grupların varlığı ve karmaşık jeopolitik manzara, kalıcı istikrara giden yolun tehlikelerle dolu olduğunu gösteriyor. Uluslararası toplum, kırılgan sakinliğin sürekli saldırgan eylemlerle sistematik olarak aşınmasını büyük bir endişeyle izliyor.