**CENEVRE** – Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen bir araştırma misyonu, Kuzey Darfur'un başkenti El Fasher'in paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) tarafından kuşatılması ve ardından ele geçirilmesinin, soykırım belirtileri taşıdığına hükmetti. Bu hafta yayımlanan ve büyük yankı uyandıran bulgular, RSF ve müttefik milislerinin, Zaghawa ve Fur etnik topluluklarını fiziksel olarak yok etme amacı güden koşullar yaratarak, kasıtlı bir yıkım kampanyası yürüttüğünü iddia ediyor.
Misyon başkanı Mohamed Chande Othman, vardıkları sonuçların ciddiyetini şu sözlerle dile getirdi: "Operasyonun ölçeği, koordinasyonu ve üst düzey RSF liderliğince kamuoyuna duyurulan desteği, El Fasher'de ve çevresinde işlenen suçların rastgele savaş taşkınlıkları olmadığını gösteriyor." Bu açıklama, stratejik öneme sahip şehrin 18 aydır süren zorlu işgali boyunca sergilenen şiddetin titizlikle planlanmış doğasını vurguluyor. Raporun ortaya çıkardığı gerçekler, Birleşik Krallık, Kanada ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlardan derhal kınama tepkileri alırken, Sudan'da potansiyel savaş suçları ve insanlığa karşı suçların işlendiği belirtildi.
Bu ağır suçlamalar, ülke genelinde tırmanan şiddet ortamında ortaya çıkıyor. Son günlerde, Kordofan bölgesi yıkıcı drone saldırılarının hedefi oldu. Bu hava saldırıları, sivil halkı trajik bir şekilde etkilerken, Batı Kordofan'daki bir yerinden edilmişler kampını hedef alan saldırıda en az 15 çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi. Kuzey Kordofan'daki ayrı bir pazar saldırısının ise 28 kişinin ölümüne yol açtığı iddia ediliyor. RSF'nin Kuzey Kordofan olayında adı geçerken, Sudan ordusu ise Batı Kordofan'daki saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanıyor, bu da çatışmayı daha da karmaşık hale getiriyor ve savaşanlar ile siviller arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Şu anda on sekizinci ayına giren bu büyük yangın, Nisan 2023'te RSF komutanı Muhammad Hamdan Dagalo ile ordu şefi Abdel Fattah al-Burhan arasındaki güç mücadelesinin ardından patlak verdi. RSF'nin kökleri, 2000'lerin başında Darfur'da yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan geniş çaplı vahşetlere sahne olan cani Janjaweed milislerine dayanıyor. Bu tarihsel emsal, BM misyonunun etnik grupların kasıtlı olarak hedef alınmasına ilişkin bulgularına özel bir ağırlık katıyor.
İç savaşın yoğunlaşması, zaten kötü olan insani krizi daha da ağırlaştırdı. Raporlar, Ramazan ayının ağır kıtlık koşullarında idrak edildiğini gösteriyor; bu da uzun süren çatışmanın yıkıcı etkisinin somut bir kanıtı. RSF'nin, Birleşik Arap Emirlikleri'nden destek aldığı öne sürülüyor ancak BAE bu iddiayı şiddetle reddetti. Devam eden şiddet, milyonlarca Sudanlının hayatını ve geçim kaynaklarını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrar için de ciddi bir zorluk teşkil ediyor. Uluslararası toplum, bu iddia edilen zulümlerin ve derinleşen insani felaketin ağır sonuçlarıyla boğuşuyor. BM misyonunun bulgularının, daha fazla hesap verebilirlik çağrısını ve devam eden acıları hafifletmek için sağlam uluslararası müdahale taleplerini körüklemesi bekleniyor.