**Washington D.C.** - Eski ABD Başkanı Donald Trump, Birleşik Krallık ve Mauritius arasında Chagos Adaları konusunda varılan mutabakata sert tepki gösterirken, aynı zamanda kendi öncülüğünde şekillenen yeni bir uluslararası çerçeve kapsamında Gazze'de kurulması planlanan devasa askeri üs projeleriyle de gündeme bomba gibi düştü. Eski ABD liderinin bu çifte müdahalesi, hem Hint Okyanusu'nda hem de Orta Doğu'da önemli jeopolitik belirsizliklere yol açtı.
Tartışmalar geçen Mayıs ayında, Birleşik Krallık'ın Mauritius ile yaptığı ve Chagos takımadalarının egemenliğini Mauritius'a devretmesini, ancak stratejik öneme sahip Diego Garcia adası için 99 yıllık bir kira sözleşmesi güvence altına almasını öngören tarihi anlaşmayı duyurmasıyla patlak verdi. İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın "Birleşik Krallık ve kilit müttefiklerimizin güvenliği için kritik" olarak tanımladığı bu düzenleme, Britanya'nın yargı yetkisine ilişkin devam eden anlaşmazlıklar ortasında üssün uzun vadeli operasyonel geçerliliğini sağlamayı amaçlıyor. Ancak Trump, son sosyal medya paylaşımında "bu toprakların Birleşik Krallık'tan alınmaması gerektiğini" net bir dille ifade ederek, böyle bir transferin "Büyük Müttefikimiz için bir leke" olacağı uyarısında bulundu. Haftaya Washington ve Port Louis arasında yapılması planlanan görüşmeler öncesinde gelen bu müdahale, titizlikle müzakere edilen anlaşmanın üzerini adeta bir kara bulut gibi örttü.
İki yakın müttefik arasındaki ikili bir düzene bu denli dramatik bir müdahale, Trump'ın eş zamanlı olarak daha yeni de olsa başka bir önemli jeopolitik girişime dahil olmasıyla tam bir tezat oluşturuyor. Washington, Gazze'de kurulması öngörülen bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) için büyük bir askeri üs inşa planına resmi destek verdi. Gazze'nin güneyindeki düzlüklerde yer alması planlanan bu iddialı proje, Filistin topraklarını yönetmeyi, sınırlarını güvence altına almayı, barışı teşvik etmeyi, sivilleri korumayı ve yerel güvenlik güçlerinin eğitimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Bu gücün yetki kaynağının, Trump'ın başkanlık ettiği ve damadı Jared Kushner'in de kısmen yönlendirdiği Barış Kurulu'nu kurma yetkisi veren BM Güvenlik Konseyi'nden geldiği bildiriliyor.
Yaklaşık 350 dönümlük bir alanı kapsaması beklenen Gazze üssü, zırhlı gözetleme kuleleri, küçük silah atış poligonu, sığınaklar ve askeri teçhizat için geniş depolama alanları içeren korunaklı bir yerleşke olarak tasavvur ediliyor. Endonezya hükümeti şimdiden ISF'ye 8.000'e kadar asker katkıda bulunma isteğini belirtmiş durumda, bu da geniş uluslararası katılım potansiyelini vurguluyor. Ancak bu girişim, Rutgers Üniversitesi'nden Profesör Adil Haque gibi bazı hukukçuların Barış Kurulu'nu ABD çıkarlarını ilerletmek için tasarlanmış "hukuki bir kurgu" olarak nitelendirmesiyle eleştirilere yol açtı. Dahası, ISF'nin potansiyel çatışma senaryolarındaki angajman kurallarının tam olarak tanımlanmamış olması, hesap verebilirlik ve gücün operasyonel parametreleri hakkında kritik soruları beraberinde getiriyor.
Bu iki farklı ancak tesadüfi dış politika etkileşiminin sonuçları geniş kapsamlı. Trump'ın Chagos Adaları anlaşmasına yönelik kamuoyu duruşu, Birleşik Krallık'ın egemenlik iddiasına yönelik daha fazla meydan okumayı cesaretlendirebilir ve Diego Garcia üssünün geleceğini karmaşıklaştırabilir. Eş zamanlı olarak, Trump liderliğindeki bir kuruluşun himayesinde Gazze'de ABD liderliğindeki askeri altyapının kurulması, bölgesel güç dinamikleri, ABD nüfuzunun kapsamı ve Filistin topraklarında uzun vadeli istikrar beklentileri hakkında derin soruları gündeme getiriyor. Bu gelişmeler yaşanırken, uluslararası toplum, yıkıcı diplomasiye olan düşkünlüğüyle bilinen eski bir başkanın yönlendirdiği bu iddialı dış politika girişimlerinin jeopolitik manzaraları nihayetinde nasıl yeniden şekillendireceğini yakından izleyecektir.